Ören Tatil Yerleri

Edremit Körfezini dolaşıyor Altınoluk, Akçay gibi önemli tatil merkezlerini geçip Balıkesir ilinin Burhaniye ilçesine bağlı Ören'e geliyoruz.

Ören diğerlerinde olduğu gibi kum, deniz, rüzgâr, güneş dörtgeni üzerine kurulu bir tatil merkezi. Altınoluk, Akçay gibi oda tam anlamıyla yazlıkların, villaların çok olduğu emekli cenneti, haliyle iç turizme hizmet veren kolay ulaşımı, alabildiğine geniş kumsala sahip olması nedeniyle tercih edilen bir tatil yöresi. Kaz dağlarının denizle kucaklaşmasına ortak olmuş, doğal sit alanı olarak korunan, oksijen oranı yüksek sıfır nem havası, çevresinde bulunan kaplıca banyoları ile gözde bir tatil beldesi. Ören'in bir farkı da geniş alana yayılmış olması nedeniyle beldeye girerken ferah bir giriş yapıyor, yüksek binalar olmadığı için daralmıyor, sokaklarda, otopark alanlarının fazlalığı ile sıkıntı çekmiyor, gezinti, yürüyüş alanlarında huzur ve sakin ortamın tadını çıkarabiliyorsunuz.

Ören de bir fark da denizle olan kot seviyesi. Denize yüksekten bakan konumu nedeniyle çevreye hâkim manzarası, çay bahçeleri ile renkleniyor. Eski bir turizm merkezi olması nedeniyle bitki örtüsünün sıklığı, gelişmişliği, uzun boylu ağaçları ile gölgeliklere sahip parkları cazibesini artırıyor. Ören'de ki doğal bitki örtüsü Doğal ve Tarihi sit alanı kapsamında koruma altına alınmış. Ören meydanında özellikle sedir, fıstık çamı, palamut meşesi gibi anıt ağaçlar ziyaretçilerin dikkatini çekiyor. Adramytteion antik kenti üzerinde bulunan Ören'de yapılan kazı çalışmaları sonucu ortaya çıkarılan eserler Ören meydanında bulunan park içinde sergileniyor. Bir buçuk kilometre boyunca yay gibi kıvrılan Ören sahillerinin tümü kamuya açık plaj. Ailelerin trafik akışı olmayan geniş kumsalda rahatça denize girebiliyor, sahil şeridi üzerinde bulunan dinlence ve eğlence ünitelerinden yararlanabiliyorlar.

Ören sahilini iki koy gibi düşünürsek tam ortasında küçük bir kayalık ve üzerinde bir denize sırtı dönük denizkızı heykeli bulunuyor. Heykellin yanına çıkanlar fotoğraf çektiriyor, altın renkli kumsal boyunca yürüyüş yapıyor, isteyenler deniz bisikletine binip pedal çeviriyor, gençler ya banana üstünde sürat motoru peşinde yol alıyor ya iskeleden serin sulara atlayışlar yapıyorlar. Plaj kumsalı üzerinde gölgeli kafeler, duşlar, soyunma kabinleri yer alıyor. Örenin İzmir tarafına bakan ucunda ise yeni yapılmış bir yat limanı, iskele, denizden gelenlere hizmet veriyor. Yol üzerinden plajlar Ören ve Plajlar yazılı tabelaları takip ederek girenler iki yöne de giderken bir köprü geçiyor, bir tepe çıkıyor. Bahçeli villalar arasında dolaşıyor, bazen bisiklet gezileri yapıyor, denize karşı esintiye kendilerini bırakıp, gün batımı şölenini izleyerek tatilin tadını çıkarıyorlar. Sahil şeridinde görünen sakin tablo bu.

Eceabat Tatil Yerleri

Şehitler diyarı Eceabat
Feribotla Çanakkale'ye ikinci geçiş noktasından biri olan Eceabat, yerleşim alanı, tarihi değerleri, özellikle kalesi, camisi, tabyaları ve günlük yaşamı ile farklı bir görüntü sergiliyor.

Gelibolu yarımadasının Asya ile Avrupa’yı birleştiği bir başka noktası olan Eceabat’ta boğaz sahili burada son buluyor. 1915 Çanakkale Savaşının yaşandığı sahalar ve Osmanlı Dönemine ait eserler, ilçenin en önemli tarihi, kültürel varlıklarını teşkil ediyor.

Her daim hareketli olan Eceabat iskele çevresinden ayrılıp yarımadanın ucuna doğru biraz daha ilerleyerek, tüm görkemiyle denizden daha da güzel görünen Kilitbahir'e geliyoruz.

Kilitbahir : 1452 yılında Sultan Mehmet tarafından yaptırılan kaleye yukardan gelen gemiler geçit parası ödedikleri için, denizin kilidi anlamına gelen "Kilitbahir" adı verilmiş. 220 metre boyu ve 120 metre eni ile üçgeni andıran kale, dış kale duvarları, iç kale duvarları ve iç kale olarak üç bölümden oluşuyor. Bu noktadan itibaren yoğun yerleşim bitiyor ve yolun devamında Seyit Onbaşı Anıtı deniz kıyısında yer alıyor. Ziyaretçilerle hiç yalnızlık çekmeyen mevkide hediyelik eşya satan tezgâhlarda en çok anıtların biblolarından bulunuyor. Seyit Onbaşı anıtı karşısından merdivenlerden tepeye çıkanlar, boğaz girişinin enfes manzarasını seyredebiliyorlar. 2009 yılı itibariyle yenileme ve temizlik çalışmaları ile yeniden düzenleniyor. Yolun bundan sonrasında zaman zaman deniz seviyesi ile aynı yükseklikte ilerliyoruz.

Namazgâh Tabyası : Kilitbahir-Seddülbahir yolu üzerinde bulunan Namazgâh Tabyası Sultan Abdülaziz döneminde boğaz güvenliğini güçlendirmek amacıyla inşa edilmiş. Namazgâh Tabyasında, Çanakkale savaşı süresi boyunca topçu birlikçileri tarafından 16 adet top kullanılmış. Namazgâh Tabyası arkasında yükselerek çıkan yol boyunca Çanakkale ilinin neredeyse tamamını, Kilitbahir Kalesini, tabyanın sahil bölümünde ziyaret edilen kesimi tepeden muhteşem bir panorama içinde görülebiliyor.

Yörede Kayalı Tepe Tabyası, Domuzdere Tabyası, Değirmenburnu Tabyası, Ertuğrul Tabyası, Yıldız Tabyası, Rumeli Mecidiye Tabyası, Rumeli Hamidiye Tabyası tabyaları gibi başka tabyalar da bulunuyor.

Arıburnu : Arıburnu "Çanakkale Şehitler Abidesi" şehitliğine ayrıldığınız yoldan kıyıya paralel ilerliyor, tepeye çıkarak sol tarafta araç park ediliyor. Trafiğe kapalı yoldan beş dakikalık bir yürüyüşle anıta ulaşılıyor. Anıt üzerinde kabarma rölyefleri, anıtın görkemi, etrafında savaşı anlatan temalarıyla anıt heykelleri, şehit mezarlıkları, daha önce başka hiçbir yerde karşılaşılmayan sessizliğe, düşünmeye ve saygıya davet edici bambaşka bir etki yaratıyor. 600 mezarın bulunduğu şehitlikte düzenlenmiş park içinde heykeller, anıtlar yer alıyor. Morto Koyuna hâkim, denizden 50 metre yükseklikte ki Hisarlık Tepede yer alan abidenin yüksekliği 41.70, ayaklar arasındaki açıklık10 m olup, kenarları 25 metre olan bir kaide üzerinde yer alıyor. Abidenin iç tavanını Türk bayrağı, abide çevresinde rölyeflerle savaşın anlatımı tasvir ediliyor.

Seddülbahir: Gelibolu’nun Milli Park içinde dar, dönemeçli, asfalt, bakımlı yolarından devam ederek İlçe merkezine 33 km uzaklıkta bulunan Seddülbahir’e geliyoruz. Gelibolu Yarımadası’nın güneye bakan uç noktası ve boğaza girişte denizin seddi Settülbahir kalesi, Ertuğrul Tabyası, Ertuğrul Koyundan karaya çıkarma yapılışını kompozisyon olarak sunulan maketi bulunuyor. Köyün geçmişten kalan izleri arasında hatıra olarak kalan bir de minareli camisi görülüyor. Seddülbahir ve Ertuğrul Tabyasını gezen ziyaretçiler burada kurulmuş tezgâhlardan minyatür top örnekleri, anıtların küçük ölçek biblolarını, seramik türü hediyeliklerden satın alıyorlar.

Mudanya Tatil Yerleri



Bursa’nın Gemlik gibi denize bakan iki ilçesinden biri olan Mudanya günden güne büyüyüp gelişmesi, tarihi özellikleri, birbirinden güzel konakları, evleri, doyumsuz güzellikteki sahil şeridi ve çevresinde yer alan tatil merkezleri ile turizmde ki iddiasını artırmaya devam ediyor. Mudanya denince hiç şüphe yok ki ilk akla gelen Mudanya Mütareke Evi Müzesi…

İstanbul çıkışlı olanlar için Mudanya’ya en zahmetsiz ulaşım Yenikapı’dan deniz otobüsü ile olabilir. Kara yolu ile gelmek isteyenler için ya Bursa üzerinden geniş ve rahat yollar kullanarak, ya da daha farklı ara yollar kullanarak gelinebilir. Bizde gezi amaçlı yola çıkıyor güzergâh boyunca görebileceklerimizi sıralıyoruz. İlk etapta İstanbul çamlıca gişelerden geçerek otobandan Bayramoğlu-Darıca sapağına geliyor, burada otoyoldan ayrılarak Eskihisar feribot iskelesine gelip, araç için 45 TL ödeyerek Topçular tarafına geçiyorsunuz. Yalova’ya girmeden Bursa yönüne tırmanan rampa geniş rahat çıkış sağlıyor. Orhangazi sağda, İznik solda bırakılıp geçiliyor, Gemlik aşılıyor ve sağınızda Kurşunlu sapağı çıkıyor. Bu daracık iki şeritli ağaçlı yoldan devam ettiğinizde Kurşunlu mevkii üzerinde sıralanmış villaları, yazlıkları, köy evleri, lokanta, kafeler arasından ilerliyor, Marmara sahilinde yer alan mesire yerlerini, ağaçlar arasında, deniz kenarı ideal piknik ve kamp alanlarını, plajları, bir de kilise kalıntısını geride bırakarak Altıntaş’a ve Güzelyalı’ya ulaşıyorsunuz.

Güzelyalı : Önceleri beldeyken, sonra Mudanya’ya bağlanıp ilçenin sahil mahallesi konumuna gelen Güzelyalı Mudanya ilçesine öylesine yakın ve gelişmişki Mudanya olduğunuzu sanıyorsunuz. Seyri güzel yüksekten geçen yol son dönemeçte karşınıza önce limanı çıkarıyor, limanın gerisinde Güzelyalı ve Mudanya’yı gözler önüne seriyor.

Balıkçı barınağı, marina içinde bağlı yatlar, tekneler, plaj, dalgakıran, yürüyüş bandı, park ve bahçeler, anıtlar, evler, yazlıklar ve de apartmanlar kısa bir şaşkınlık yaşamanıza neden oluyor. Güzelyalı içine girer girmez restore edilmiş birkaç evin arasından sağa dönünce kendinizi marinada, deniz kenarında buluveriyorsunuz. Dalgakıran üzerinde rahatça yürünebilsin diye, Güzelyalı’yı karşınıza alıp, yüksekten bakmak için çeşitli noktalardan yayalara çıkış merdivenleri yapılmış. Balık tutanlarda oluyor. Yüzünüzü dalgakıranın girişine çevirince, İstanbullular için tanıdık bir sima ile karşılaşmak eski bir dostla karşılaşmak tadı veriyor. Bu dost yıllarca Kadıköy- Karaköy arasında yolcu taşıyan, şehir hatları gemilerinden biri olan ve emekli olduktan sonra ihale ile satın alınıp Otantik Otel&Restaurant olarak hizmet veren Turan Emeksiz olduğunu görüp eski günleri, yan tarafında oturup Sarayburnu’na Kızkulesi tarafına bakarak çay içtiğiniz günleri anımsıyorsunuz.

Neyse ki Yenikapı – Mudanya arası sefer yapan feribotun yanaştığı iskele karşısında bu defa gemiye bakarak çay içebileceğiniz bir çay bahçesi bulabiliyorsunuz. Şehit Burhan Zeytinci adı verilen anıtlı parkı devam ederek Güzelyalı sahilini gezerken, uzun plaj, yazlıklar arasında bu defa dörtnala koşar vaziyette bir at heykeli dikkatinizi çekiyor. Vakit geçirecek birçok mekâna veda ederek yokuşu Mudanya girişine bağlanmak üzere çıkıyor, bu çıkışta balık temasının işlendiği bir başka metal yapım heykelle karşılaşıyorsunuz.

Akçay Tatil Yerleri

Kaz dağları eteğinde, Edremit Körfezi kıyısında doğal klimalı havası, şifalı sularıyla emekli cenneti Akçay.

Edremit Körfezinin en iç kıyısında bulunan Akçay bir tarafında Küçükkuyu, Altınoluk, diğer tarafında Ören, Gömeç karşısında ise Midilli adasını seyre koyulmuş şirin, sakin ve yılların eskimeyen tatil köylerinden biri. Çanakkale, İzmir Balıkesir yönlerinden gelenlerin kesişme noktasında bulunması ulaşımını kolaylaştırırken, çevre zenginliği, şifalı suları, temiz denizi, esintili havası gençlerin olduğu kadar, orta yaş ve üstü ailelerin ilk tercihleri arasında yer almasına neden olmuş. Kamuya açık plajların gerisinde kalan tüm sokaklar aralıksız ve karşılıklı çoğu bahçeli evlerle dolmuş, konaklama tesislerinden daha fazla olan konutlarda oturanlar, bölgeyi adeta emekli cennetine çevirmiş.

Akçay, dış turizme Akdeniz kadar açılmasa da yerli turistlerin gözbebeği sayılmış. Son alınan kararla Zeytinli belediyesi ile birleşince sahil şeridi daha da uzamış. Bu uzama sadece sahil şeridi ile sınırlı kalmayınca, plajların paralelinde satış yapan tezgâhlarla çarşılar, Sahil boyunca omuz omuza vermiş çay bahçeleri, gezinti alanları kilometrelere ulaşmış.

Çanakkale gelişinde Küçükkuyu, Altınoluk, Güre yerleşimlerini bitirip Akçay'a gelince son yılların klasik kavşaklarından birine giriyor, dev alış veriş marketleri arasından düzenli bir bulvarı geçerek sahile, limana doğru yöneliyorsunuz. Sokakların neredeyse tümü otopark olarak kullanılan Akçay'da araçlarından ayrılanlar limana gelince Cumhuriyet Meydanı ismiyle anılan geniş alanda Kaz dağlarında Sarıkız efsanesiyle ünlü, kaz güden Sarıkızın heykeli ile karşılaşıyorlar. Heykel su dolu bir süs havuzu içinde yer alıyor, dilekte bulunup para atılıyor ve Akçay'a gelen turistlerin mutlaka fotoğraf çektirdikleri yöreye özgü simge durumunu koruyor.

Geniş alanda çocuk parkı, özenle düzenlenmiş yürüyüş yolları, su kanalları, gezi ve dinlenme alanları yer alıyor. Sahil boyunca omuz omuza sıralanan bahçeler, kafeler, çay, kahve içip gün boyu doğal klimalı rüzgârlı havada gölgede oturarak dinlenen, etrafı seyredenlerin mekânı olarak önemli bir ihtiyaca cevap veriyor. Dondurmacılar, büfeler, yöresel lezzetleri bahçe lokantalarına taşıyanlar, Kazdağı eteklerinde yetiştirilen şifalı otları satmak üzere sunanlar, sahil yoluna uzanan paralelde konumlanıyorlar. Bunlara ilave olarak dekoratif eşya satıcıları, takı tasarımcıları, kilim halı dokumacıları, plaj malzemesi satıcıları Akçay sahillerini tam anlamıyla sabit pazara çeviriyor.

Yaz turistlerinin yolları kaplayan geniş yürüyüşleri, bazen bisiklet sürücülerine geçiş yolu bile bırakmazken, tatil mevsiminde 150 bin kişiye ulaşan nüfusuyla başka kalabalıklar dar kumsallarda yaşanıyor. Güneş şemsiyelerine, şezlonglara küçük kiralar ödeyerek yerleşenler, sıcak esen rüzgâra karşı bunalmadan denizin tadını çıkarıyorlar. Akçay'ın diğer sahil köylerinden bir farkı da Bin Pınarlı Dağ olarak anılan Kaz dağlarından doğup kimi yerde karadan, kimi yerde adadan yeryüzüne fışkıran soğuk sular Akçay'da da denizden fışkırıyor. Sahile 15-20 metre uzaklıkta deniz içinde bulunan ve iskelenin her iki yanında yer alan iki kayalıktan oluşturulmuş minik adacıkta suyun bu çıkışını bizzat görüyor, suyu kullanıyorsunuz.

Deniz suyu ısısının düşmesine neden olan Kazdağının buz gibi soğuk pınarları aynı zamanda deniz suyu tuz oranını da dengeliyor. En önemlisi su bolluğu sayesinde Akçay'da su şebekesi, kapalı şişe suyuna ihtiyaç duyulmayan yurdumuzun yegâne tatil beldesi olma özelliğini taşıyor. Günlük ihtiyaçlar, 20-30 metre derinlikten gelen artezyen kuyularından karşılanıyor. 60 ve 80 metre derinliklerde ise üst katmanlarda ki bol ve buz gibi soğuk sulara tezat sıcak kaplıca suları bölgeye gelenlere şifa dağıtıyor. Akçay'ın her iki ucunda yaşanan bu zenginlik bölgeye olan cazibeyi katlayarak artırıyor.

Edremit Akçay çevresi jeotermal bakımdan zengin kaplıca suyuna sahip. Teşhiş ve tedavi bölümleri olan ve hizmet veren termal tesisler, yüzme havuzları, masaj üniteleri, buhar banyoları, sauna, Türk hamamı gibi yerleriyle büyük ilgi görüyorlar. Termal Turizm Bölgesi ilan edilmesiyle canlanan Bostancı Bölgesi başta olmak üzere yörenin kaplıca suyu, önem kazmış görünüyor. Kaplıca suyunun bağırsak tembellikleri, safra kesesi, pankreas bezi salgılarının düzensizliklerinde, romatizmal hastalıklar, damar hastalıkları, esansiyel tansiyon yüksekliği, yaralanma ve ameliyat sonrası eklem ve adale fonksiyonlarının geri kazanılması, kısmı felçler, kadın hastalıkları, siyatik, kol boyun ağrılarına neden olan sinir baskıları tedavisinde iyi geldiği belirtiliyor.

Finike Tatil Yerleri

Finike Limanı Portakalın merkezi, tarihin beşiği, sivil mimarisi, bakir kumsalların en uzunu, sıcak havası, temiz denizi, koyları, marinası, bir de içme suyu. FİNİKE.

Finike’de yaşanır mı derseniz, yaşanır hem de çok güzel yaşanır. Soba yakmadan, trafikte sıkışmadan, ciğerleri dumanla boğmadan, turfanda sıkıntısı çekmeden, denizi özlemeden, C vitamini eksikliği hissetmeden bal gibi yaşanır. Hele söyle yüksek tepelerin birinin yamacında bir de başınızı sokacak ev buldunuz mu? Portakal çiçeklerinin baş döndürücü kokularını teneffüs ederek, değmeyin keyfime gibisinden o hayata doyum olmaz.

Bir tarafınızda Kaş Kalkan, Demre bir tarafınızda Kemer, Antalya Alanya. Deniz derseniz mevsimi uzun yüz yüzebildiğin kadar yüz, marina derseniz o da var. Sırası gelince bir tekne alıp bağladınız mı? Tamam işte, sabahları balığa çıksanız, yeter de artar bile en iyisi emekli olup, gelip buralara yerleşmek. Büyük şehirler bitirecek bizi diye düşünerek girdim Finike’ye. Aklım yollarda gördüğüm irili ufaklı muhteşem koylarda kaldı. Kimisinde yol üzeri deniz banyosu yapmanızı sağlayacak küçük çaplı kabin, duş, kafeterya, şezlong, semsiye de var. Kısa bir mola ver gir çık, yola devam et. Ne yorgunluk kalır, ne stres. Çok pratik. Tüm şoför yorgunluğundan kurtulursunuz. Hayallere dalınca yolun nasıl geçtiğini anlamadan giriliyor Finike’ye.

Güzel bir ilçeye yaklaştığınızı çok önceden hissetmeye başlıyorsunuz. İlk karşılaştığınız Marina oluyor. Tesis içinde oturmayı özendiren kafeler, restoranlara yukardan bakıp ilçe merkezine geldiğiniz zaman hiç bilmeyen birinin bile kolayca anlayabileceği Finike’nin en ünlü meyvesi portakalın dikilmiş heykeli duruyor. Sağınızda alabildiğine uzanan bakir bir kumsal var.

Evler, bacalar ; Sivil mimari evler, bacalar konusunda çeşitlilik gösteriyor. Apartmanlar arasında özenle korunmuş olanların birçoğu restore edilmiş, diğerlerinde eski halleriyle yaşam sürüyor. Ev bacaları Muğla’nın ilçesi Ula ev bacalarını anımsatsa da, burada amaç süsten ziyade yoğun sağanak alan yörede, bacadan içeri yağmur girmemesi için kiremit çatılı yapılmış olması.

Yeni yapılarda ise Akdeniz’e açılan kesintisiz manzarayı görmek uğruna yamaçlarda çok katlı yapılanmanın arttığı gözleniyor. Dünya’da sayılı, Türkiye’nin en uzun kumsallarına sahip olan Finike sahillerinin kıyılarında dalgaların sahili yalamasıyla ilk metrede kahverengilik görülse de Akdeniz’in temiz ve lacivert denizi her yerden denize girme imkânı veriyor.

Ziyaretçiler upuzun uzanan deniz kokulu sahil boyunca, iyot takviyesi yaparken, vücutta ki tüm elektrikten kurtuluyor, bacak kaslarını, mide kaslarını çalıştırırken ayak tabanı için son derece sağlıklı olan kum yürüyüşleri yapıyorlar. İlçenin gerek marina silueti gün batımında, gerekse denizden Finike’ye bakışta göz okşuyor.

Arykanda ve Limrya ; Antalya’nın batısında yer alan turistik ilçe Finike yakınlarında, iki tane antik kent bulunuyor. Belki de antik kentlerin içinde Teke Yarımadasında ki konumu ile en güzel manzaraya sahip olan kentler, yazın sıcak havalarında Toros Dağlarının yeşil bir ki örtüsü içinde yüksekte bulunmanın serinliğini yaşıyor, kolay ulaşımı nedeniyle sıkça ziyaret ediliyorlar.

Arykanda ; M.Ö. III. Bin sonu II. Bin başından itibaren iskân edilmiş bir kent. Finike'nin 33 km kuzeyinde Finike-Elmalı karayolu üzerinde bulunan Arif köyünün kuzey doğusunda kalıntıları bulunuyor.

Limrya ; Limyra, Finike’nin 4 km. kuzey-doğusundaki Toçak Dağı’nın güney eteğindeki ovada kurulmuş bir liman kenti olarak kurulmuş. Günümüzde bu liman bereketli bir ovaya dönüşmüş, Limyra antik kenti de denizden 5 km. içeride kalmıştır. Likya dilindeki adı Zemu(ri) olan Limyra'nın M.Ö. 5. yüzyıldan beri var olduğu biliniyor. Asıl etkinliğini M.Ö. 6. yüzyılın ilk yarısında gösteren kenti, Likya Birliği'ni kurmak isteyen Perikles başkent olarak kullanmış.

Kâfi Baba Türbesi ; Kentin doğu yakasında Abdal Musa Müritlerinden Kâfi Baba’nın türbesi bulunuyor. 15. Yüzyılda türbenin bulunduğu yerde Bektaşi Tekkesi ve bir derviş evi kurulmuştu. Türbe ve çevresi günümüzde ziyaret ve adak yeri olarak canlılığını koruyor.

Zincirli Gök Mağara (Suluin Mağarası); 80 Metrelik giriş ağzı ile Asya Kıtasının bilinen en derin su altı mağarasına halk arasında İncirli mağarası da deniliyor. Ölümle sonuçlanan dalış sonrası, 50 yılı aşkın süredir girilemeyen gizemli mağaraya dalış yasağı getirilmiş bulunuyor.

Finikeye Nasıl Gidilir; Karayolunu tercih edenler için üç yönden de ulaşım imkânı bulunuyor. Finike’yi çevreleyen Bey Dağlarının denize inen kollarında büyük uğraşlar sonucu açılan yollar son yapılan düzenlemelerle oldukça genişletilmiş, virajlardan arındırılmış, manzaralı, seyir ve sürüş zevki yaşatıyor. İlginç delikli kayalıklar, kırmızı topraklı bölümler geçiliyor.
Kaş yönünde ilerleyenler dağ havası alıp, çam ve sedir ağaçlı güzergâhı kullanıyor, Antalya yönünde ilerleyenlere yer yer deniz manzarası eşlik ediyor. Özellikle antalya çıkışlı olup Demre saint Nikolas'ı gezmek isteyen turistlerin yoğunluğu nedeniyle otobüs trafiğinde artış yaşanıyor. Bu nedenle sürücüler çift yönlü yolun virajlarında ki karşılaşmalarda uzun araçların dönüşlerine azami dikkat göstermeleri gerekiyor. Koyların çevresinden geçerken günübirlik kullanımlı, plajlı, lokantalı dinlenme yerleri yer alıyor. Kumluca, Kemer, Antalya veya Kaş yönünde sık aralıklarla düzenli otobüs seferleri yapılıyor. Elmalı yolunu kullanacak olanları dağ manzaralı, çeşitli köylerin geçildiği asfalt yayla yolu olan hoş bir güzergâh bekliyor. Elmalı Finike otobüs seferleri yapılıyor.

Finike - Kumluca 18 km.
Finike - Elmalı 72 km.
Finike - Demre 28 km.
Finike - Ankara 547 km
Finike - İstanbul 738 km

Antalya’ya 111 km uzaklıkta bulunan Finike’ye hava yoluyla gitmek isteyenler için en yakın hava alanı Antalya da bulunuyor.

Akdeniz’de mavi yolculuğa çıkanlar için mola vermeye uygun koyları gezip Finike limanında bulunan marinada konaklama yapabilirler. Dalgakıranla çevrili liman kıyıları temiz olup, rıhtımda su yakıt, ikmali bulunuyor. Limanın ziyaretçileri, çarşı, restoran, banka şubesi, PTT, doktor, eczane, diş hekimi ihtiyaçlarını karşılayabilirler. Tekneler için tamir imkânı bulabilirler. Finike Kale arasında yol alan tekneler, Demre deresinin denizle buluştuğu yerde demirleme yapabilir, Demre’ye denizden ulaşıp Andiake antik kentini de gezebilirler. Simena Kalesi, Üçağız mevkii demirlemeye uygun, korunaklı, mola verebilecek yerler arasında sayılıyor. Bu bölgede ve Kekova turunda su altı kayalıkları ve adacıkları bilhassa dikkat gerektiriyor.

Finike'de ne yenir; Hiç şüphe yok ki narenciye cenneti Finike denince ilk akla gelen deniz havasıyla yetişen emsalsiz lezzetteki Finike Portakalı oluyor. Mersin, Adana gibi Finike de Türkiye’nin önemli portakal üreten bölgesi. Limon, mandalina, nar, zeytin, üzüm ve son yıllarda artış gösteren örtü altı sebze yetiştiriciliği denilen seracılık sayesinde hiçbir sebzenin yokluğu çekilmiyor ve önemli miktarı yurt dışına ihraç ediliyor.

Finike'de portakal kadar ünlü, birde antik kent Arykanda’dan doğan kaynak suyu bulunuyor. Gerek lezzeti, gerekse içimi, yudumlama rahatlığı ile hafif bir su olan ve bir zamanlar “Çağlar” su ismiyle satışa sunulan kaynak suyu, uzun süre ısrarlara direnmesine rağmen Çağlar su, sonunda satılarak el değiştirmiş ve günümüzde “Hayat” su etiketiyle şişelenip piyasaya sunuluyor.

10 kilometrelik kumsala, 28 km kıyı şeridine sahip Finike deniz ürünleri bakımından da zengin ve çeşitlilik gösteriyor. Finike sahilinde, liman içinde, otel restoranlarında Akdeniz balık çeşitleri sunuluyor. Elmalı yönünde ve antik kentlerin güzergâhlarını kullananlar yayla çiftliklerinde alabalık havuzlarında yetiştirilen alabalıklardan, sazan, kefal, levrek gibi akarsu ve göl balıklarından yeme imkânı buluyorlar. Çevrede yapılan günübirlik tekne turlarına katılanlara, genellikle balık veya tavuk ızgara, makarna, salata karpuzdan oluşan tekne mönüsü veriliyor.

Finike'de konaklayabileceğiniz otel, motel ve pansiyonlar; Finike ve yakın çevresi çeşitli oteller, pansiyonlar ve kamp alanları ile 2000 civarında yatak kapasitesine sahip. Her bütçeye uygun konaklama yapılabilir. Finike dışında Demre, Üçağız, Kale, Kaş alternatifler arasında bulunuyor. Yayla turizmine meraklı olanlar veya yürüyüş yapanlar Elmalı'da konaklama yapabiliyorlar.

Finike konaklama tesislerinden bazıları ;
Arikandos Hotel
Finike Otel
Hasyurt Otel
Park Limros Otel
Sedir Otel
Yaylalı Otel
Amelas Gold Hotel
Deniz Hotel
Anadolu Hotel
Engin Hotel
Canta Apart
Kılıç Apart Otel
Rota Apart Otel
Baba Motel
Ayçil Pansiyon
Baykal Pansiyon
Bilen Pansiyon
Kafkaslar Pansiyon
Lmyra Pansiyon
Okaliptüs Pansiyon
Paris Pansiyon
Portakalya Pansiyon
Sever Pansiyon
Simena Pansiyon
Soydaş Pansiyon
Şendil Pansiyon
Villa Harmoni Pansiyon
Yiğit Pansiyon

Urla - Karaburun Tatil Yerleri

Karaburun İsmini “Vourla” (Katırkuyruğu süpürgelik) isimli bitkiden alan Urla, çarşısıyla piknikçilerin ihtiyaçlarını karşılamak için durdukları yer olması nedeniyle iskele meydanına araçla giriş için bir süre bekleniyor.

Liman çevresi ise eski Rum evlerine gelen Yunanlı turistlerin uğrak noktalarından sayılıyor. Meydanda bulunan İskele Mahallesi tarihi kahvehanesine girip, fotoğraf çektiren turistler, sokağa ismini veren 1900 Urla doğumlu Nobel Edebiyat ödülü sahibi Yorgo Seferis Sanat Galerisini, butik otel olarak kullanılan doğduğu evi geziyorlar. Seferis’in günlüğünde sözünü ettiği diğer harap durumdaki Batis’in kahvesi ise en çok fotoğrafı çekilen bir başka tarihi yapı. Yatların ve balıkçı teknelerin bağlı olduğu limanın dış çemberi bu manzaraya karşı yemek yenecek restoranlar tarafından çevrilmiş.


Ara sokaklarda kapı ve balkon demir işçiliği ile dikkat çeken 18. yy dan kalma evler, tarihi camiler, Selçuklu kalıntıları görülebiliyor. Yapılan kazılarda İon kenti olan Klazomenai ve sualtı incelemelerinde çok değerli eser, kalıntılar ve bulgulara rastlanmış. Anadolu’da bulunan en eski zeytinyağı işliğine ait depolar ortaya çıkarılmış. Yelken yarışları, bağbozumu şenlikleri, festivaller ve gece yaşantısı ile renkli bir hayat süren Urla’nın açıklarında yer alan irili ufaklı adaların siluetinde gün batımının seyre değer.

Karaburun yolu üzerinde denize paralel devam eden yol zaman zaman yükselip aşağıda türkuaz renkli koylara yukardan bakma imkânı verirken sık sık geçilen dönemeçler, seyirlik manzaralar yolda geçen zamanın uzatıyor. Bilhassa Kaynarpınar mevkiine gelince bir çay molası vermek kaçınılmaz oluyor.

Kaynarpınar : Şirin ve küçük bir koy çevresine toplanmış yerleşim alanında, köy meydanını bekleyen 800 yıllık çınar ağacı altında oturmak dinlendirici olduğu kadar, rüzgârı ile serinletiyor. İsteyenler balıkçı barınağının dışında ki küçük kumsaldan denize giriyor, isteyenler tekne tutup denize açılıyor. Birçok koy balık çiftliği olarak kullanılırken dalgaya kapalı, sığ ve şirin koylar çadır turizmine kamp alanı olarak hizmet veriyor. Hiç şüphe yok ki Urla-Karaburun arasında en önemli yerleşimlerden birisi de Mordoğan. Günden güne gelişip yazlıkçıların akınına uğrayan Mordoğan’nın dışından geçen yol ile yalnızlığı biraz daha fazla yaşayan Karaburun’a geliniyor.
Sürekli esen oksijen ve iyot kokulu rüzgârdan daha fazla yararlanmak, denizi daha yüksekten seyretmek uğruna tepelere kadar tırmanmış, çiçekli bahçeli villalar arasından geçip yeni iskeleye iniyor ve restoran, otel, çay bahçesi gibi dinlenme imkânı veren lokallere ulaşıyorsunuz. Sakin ve huzurlu sahil bandına araçla girilmiyor. Bir üst sokağa ve boş arsalara araç bırakan ziyaretçiler, rüzgâra kendilerini teslim ederek keyifli yemekler yiyorlar. Konum itibariyle yarımadanın uç noktasına çok yakın olduğunuz için bir tür araçta kontak kapatılan tatil noktası olarak da tanımlayabileceğimiz Karaburun’da, meraklısı için 12 km lik yol sonunda mavi beyazın ahengiyle uyumlu bir yapı daha bulunuyor.

Sarpıncık Deniz Feneri: Sarpıncık fenerine gelmeden önce asfalt yol üzerinde çeşitli yerleşimler geçiliyor. Haseki, İnecik gibi köylerden sonra, bu defa fenere ismini veren Sarpıncık Köyü görülüyor.Taş evleri ile ilgi çeken köylerde yeni yapılar ve eski yapıların yenilenmiş olanları dikkat çekiyor. Denizden süzülerek gelen iyot yüklü, yosun kokulu rüzgâra çevrede bulunan kekik otlarının yoğun kokusu karışıyor. Fenerin bulunduğu buruna toprak patika yollardan yön tabelalarını takip ederek indiğiniz zaman, bir rüzgâr fırıldağı, bayrak direkleri, fener kulesi, fener evinin bulunduğu bir platform ile karşılaşıyorsunuz. Kıyı kayaların dalgaların marifetiyle ilginç şekillere büründüğü, deniz seviyesinden 97 metre yükseklikte yer alan fener kulesi, 12 metre uzunluğunda ve sistemi güneş enerjisi ile çalışıyor. Lacivert denize yüksekten bakan martı gibi duruş sergileyen fener, Çeşme Yarımadası Karaburun’un en uç noktasından gemicilere yol göstermeye devam ediyor.Rüzgârın etkisiyle iliklerinize kadar dinlenmiş, gözünüz ve ruhunuz ferahlamış olarak ayrıldığınız Karaburun-Sarpıncık’tan İzmir’e dönüş ise gidişe göre daha kolay geçiyor.

Urla- Karaburun'a nasıl gidilir; İzmir Karaburun arasında yol üzeri uğraklı düzenli minibüs seferleri yapılıyor.Özel araçla gidiyorsanız iki şerit gidiş geliş asfalt yolu veya Urla’ya kadar Çeşme otoyolunu kullanabilirsiniz. Dönemeçlerde, rampalarda, sık bitki dokusu arasında yol alırken bilhassa piknikçilerin, kamp alanlarının, küçük yerleşimlerin içinden geçerken yavaş seyir hızıyla yol almak gerekiyor.

Urla- Karaburun'da ne yenir ne içilir; Urla ve çevresinde yetişen önemli ürünler arasında enginar, bamya, üzüm, zeytin bulunuyor. Urla güveci, Urla mantısı, zeytinyağlı enginar dolması, yöresel otlarla hazırlanmış çalkama, kekik turşusu, bohça böreği, balık buğulama, kalamar tava, balıklıova un kurabiyesi, damat helvası yörenin sevilen yemekleri arasında anılıyor. Kaynarpınar yemek molası için alternatif olabilir.Karaburun sahilinde biri büyük olmak üzere çeşitli restoran ve balık yapan lokantalar hizmet veriyor. Ege balıkları çipura barbunya, levrek başta olmak üzere ızgara ve tava balık yenebiliyor. Tarla börülcesi, Ege otlarıyla yapılmış salatalar, közde patlıcan, semizotu salatası ve yoğurtlu mezelerle ekonomik bir sofra donatabilirsiniz. Sahil boyunca dizilen deniz kabukları döşenmiş, üzeri cam kaplı dekorlu masalar veya şemsiyeler altında açık hava lokantaları, kapalı salonlar seçimler arasında.

Urla-Karaburun'da konaklayabileceğiniz otel, motel ve pansiyonlar; Urla başta olmak üzere, Çeşmealtı, tatil köyleri, kamp alanları, motel, butik otel türü çok sayıda konaklama veren tesis bulunuyor.

Hotel Yorgo Seferis Tel no: 0(232) 752 04 14
Özkan Otel Tel no: 0(232)755 20 56
Yü-Tur Pansiyon Tel no: 0(232) 755 22 16
Keyfim Otel Tel no: 0(232) 731 31 61
Apart Otel Number One restoran-cafe-bar-disko Tel no: 0(232) 731 40 87
Ergin Pansiyon Tel no.0(232) 731 30 78

Altınova Tatil Yerleri

Altınova Plajı Egenin Şirin beldesi Altınova, Ayvalık’ın gölgesinde kalsa da ilginç coğrafyası, kara ile plajını birleştiren köprüsü, eski evleri, temiz denizi, Ege rüzgârı ile tatilcilerin gözdesi. Balıkesir’e bağlı Altınova beldesine girer girmez bir solukta, yani ana yoldan ayrıldıktan 1,5 km sonra kendinizi önce yerleşim alanının merkezinde, sonra iskeleye doğru iki km daha gidince, plaj, köprü, dalyan üçgeni içinde buluyorsunuz. Ana karadan plaja geçişi sağlayan köprü bağlantısı üzerinde sahile gidenler, denizin, balık tutmanın, manzaranın tadını doyasıya çıkarıyorlar. Dünyada ender görünen aynı kıyı deniz seviyesine sahip, ince kumlu kumsalı, Ayvalık ve İzmir’e çok yakın oluşu Balıkesir Ayvalığa bağlı beldeyi cazip kılan özellikleri oluşturuyor. Aslında buraya emekli cenneti de denebilir. Özellikle İzmir, Ankara, Kütahyalı, İstanbullu sakinliği severler, kendi güçlerine göre yaptıkları evlerinde bahçe zevki yaşıyor, denizden, kumdan istifade edip, diskotek, bar, disko olmadığı için trafikten, gürültüden uzak, kafa dinliyorlar.

Altınova’nın Cumhuriyet öncesi ismi “Ayezmand” miş. 13.Nisan.1934 Cuma günü Atatürk’ün beldeyi ziyareti sırasında çevreyi kaplayan ovalarda gördüğü altın renkli buğday başakları ve ovanın altın gibi değerli olması nedeniyle, daha uygun olacağı için Ayezmand ismi, kendi talimatıyla Altınova olarak değiştirilmiş. Tarihi çok eskilere dayanan ve kelime anlamı, "kutsal, şifa getiren kaynak" demek olan Ayezmand’in bir km yakınında Yel Değirmen Tepe’de bulunan tarihi eserler Balıkesir arkeoloji müzesinde sergileniyor. Altınova’nın Hisar Mahallesi, Ayezmand’in ilk kuruluş yeri olması bakımından günümüzde de önemini sürdürüyor.

Hacı Bayram Cami, Şeyh Muyyiddin Cami, Selimiye Mahallesinde yer alan 1899 ve 1964 tarihli camiler, Merkez Mahallesinde bulunan 19.yy dan kalma iki tarihi han ve 1888 tarihi taşıyan muhtemelen zeytinyağı imalinde kullanılmış yapı, 15.yy izleri taşıyan evleri görülmeye değer eserlerden sayılıyor. 1998 yılında restore edilen ve içinde beş türbe bulunan kabristanlıkta bulunan türbe de dikkati çekiyor. Beldenin girişinde çoğunluğu iki katlı olan evlerin arasında geçen yüzyıldan kalma bazı eski yapılar ve yapılardan kalan duvarlar, harabeye dönen avlular dikkat çekiyor. Geçmişte yaşanan Dikili depreminde hasar izleri taşıyan Altınova yapıları arasında zamana direnen orijinalliğini koruyan veya bir başka deyişle, yeni sahipleri tarafından çocuk gibi bakılanlarda var. Bunlardan biride belde girişinde sol tarafta yer alan bir zeytinyağı imalathanesi.

Dededen, babadan kalma birinci sınıf tarihi eseri gözü gibi koruyan Ziya Şensal yapının çok eskiden han olarak işlev gördüğünü, Çanakkale’den İzmir’e uzanan güzergâhta ki en görkemli han olduğunu, zamanında Yunanlı hanımların handa garsonluk yaptığını, çevresinde dam (ahırlar) ve seyis odalarının bulunduğunu anlatıyor. Kapı üzerindeki yapım tarihi taşıyan kitabeyi, gösterip, harç ve demirin kullanılmadığı devirlerde ikinci kata çıkılan kapının kilit taşına dikkat çekiyor. Girişteki pembe renkli sarımsak taşından yapılma yuvarlak kolonların delik açılan kısımlarına harç yerine kurşun dökülerek sağlamlaştırıldığını gösteriyor. Buna benzer tek tük kalmış yapıları sokağın devamında ve iç kısımlarda da görebiliyoruz. Kiminin avlusu, kimisinin kapısı, penceresi sizi yıllar öncesinin sivil mimarisine götürüyor. İkinci konutların artış gösterdiği son yıllarda beldenin, sahil bandı üzerinde yapılaşmalarda artış gözleniyor.

Denizden iki km içerde yerleşim olan Altınova sahili karşısında 12 mil uzakta komşu ülke Yunanistan’a ait olan Midilli Adası bulunuyor. Her türlü deniz aktivitesine imkân veren Altınova iskele mevkiinde uzunluğu iki km bulan doğal kumsalla beraber Altınova, 18 km lik sahil şeridine sahip.

Haziran, Temmuz, Ağustos aylarında deniz en güzel zamanını yaşıyor. Gün batımında sahil kafelerinde oturanlar, yazın yaya trafiğine açık köprüden geçerek uzun kumsalın istedikleri bölümünde denize giriyor, kum kürü yapıyorlar. Granit kayalardan oluşan kumda hiç mil (toprak) bulunmuyor ve aynı kum, 100 metresi ancak boy verebilen sığ deniz içinde de devam ediyor. Altınova akşamlarının son ışıklarıyla, güneşin veda şölenini zevkle izliyorlar, hava sıcak ve durgunsa gecenin geç saatlerine kadar aynı plaja gelip, oturuyor, bu defa mehtap veya yakamoz seyrederek serinliyorlar. Açık havalarda Midilli adasının evleri, ışıkları net biçimde seyredilebiliyor.

Altınova’da Gezilecek Yerler: Altınova beldesi İzmir Ayvalık yolu üzerinde bir buçuk km içerde yer alıyor. Her iki yöne de yol alanlar kısa sürede ulaşabilecekleri tatil yerleri ile ören yerlerini görebiliyorlar.Gün içersinde Çanakkale yönünde yol alanlar, Ayvalık, Cunda Adası, Gömeç, Edremit, Küçükkuyu, Altınoluk, Güre, Zeytinli, Kaz Dağı Milli Parkı, Burhaniye, Akçay, Ören, Bergama, Kozak Yaylası, İzmir tarafını seçenler, Dikili, Bademli, Çandarlı, Eski ve Yeni Foça, Menemen, Şakran, İzmir gibi yerlere gidip gelme imkânı buluyorlar. Dikili sınırından Altınova, Altınoluk dünyanın en güzel, en kaliteli zeytinyağının üretildiği bölge olarak biliniyor. Denizden esen rüzgâr, toprak yapısı mümbit ovanın zeytinlerine lezzet, nefaset katıyor. Bu bölgenin yağ üreticileri Dünyada ki tek rakibimiz İtalya’nın Toskana bölgesidir diye üstüne basarak belirtiyorlar.

Altınova’da Aktepe yağları da zeytinlere toprak kokusu karışmaması için dalından düşen zeytini, ağaç altlarına serdikleri brandalarla toplayıp fabrikaya ulaştırıyor. Burada aspiratörler yardımıyla zeytinlerin yaprağı, sapı emiliyor, yıkanıyor ve el değmeden çekirdeği, kabuğu ile birlikte hamur oluyor. Sonra makine bu hamuru üçe ayırıyor. Hiçbir katkı maddesi kullanılmadan sıkılıp yağ elde ediliyor. Kaliteli yağ elde etmek için temiz zeytin girişi yapmanız kaçınılmazdır deniyor. Marda barajıyla sulanan ova aynı zamanda toprak altı artezyen suları ile besleniyor. Ovada elektrik olduğu için derin sular bu güç yardımıyla üst seviyelere çekilebiliyor.
Penye ipliği çekilen ve çok uzun elyaf veren pamuk yetiştiriciliğinin yanı sıra içine yağ çekmeyen tür patatesi de makbul sayılıyor. Ova aynı zamanda iyi karpuz yapıyor. Bu karpuzları da mevsiminde römorklar dolusu nakil için beklerken Altınova girişinde ve beldenin çeşitli yerlerinde görebiliyorsunuz.

Altınova’ya Nasıl gidilir; Hiç yokuşu, inişi, virajı olmayan Altınova İzmir Çanakkale yolu üzerinde bir tarafında Dikili, diğer tarafında Ayvalık’a komşu bir konumda yer alıyor. Beldeye girişte birkaç dönemeç sonrası merkeze ulaşanlar tabelalar yönünde düz bir asfalt yolu kullanarak iskele mevkiine geliyorlar. Beldede birkaç adet daha yön tabelası ihtiyacı bulunuyor. Bergama antik kentini gezmeye gitmek için 45 km mesafe yol almak gerekiyor. Aliağa rafinerisine yakın oluşu nedeniyle en ekonomik yakıt alınacak yerlerden biri sayılıyor. Altınova sokakları bisiklete binmeye elverişli görünüyor. Plaja araçlarıyla gelenler, İskele mevkiinde otoparkı kullanıyor.Balıkesir'in Ayvalık ilçesine bağlı beldesi Altınova, İzmir iline 144 km, Balıkesir iline 150 km uzaklıkta bulunuyor.

Altınova’da ne yenir, ne içilir; Altınova’nın simgelerinden zeytinyağlarını tadabilir isterseniz perakende olarak satışa sunulan bu yağlardan alıp evinize götürebilirsiniz. Sütlü balık, tuzda balık, buğulama balık, ızgara çeşitleri ve meşhur Ayvalık tostu yine Altınova’da tadabileceğiniz lezzetler arasında yer almaktadır. Sahil’de bulunan cafe tarzı yerlerde ise plaja gelenlerin gözleme, börek, omlet, menemen, içli köfte, cips, hafta sonu çiğ köfte türü siparişleri karşılıyor. Plaja giden yolda plaj ihtiyaçlarını karşılayan bir de çarşı yer alıyor.

Altınova’da konaklayabileceğiniz otel, motel ve pansiyonlar; Altınova sahili genellikle yazlık evlerin bahçeli villaları hâkimiyetinde olduğu için dışardan gelenler için sayılı miktarda konaklama tesisi bulunabiliyor. Bunlardan en büyüğü İskele meydanda bulunan Gün-Yaka kuruluşu üç yıldızlı Altın Hotel. Denize sıfır 20 odalı ve 55 yatak kapasiteli manzaralı otel, odalarında klima, mini bar, TV bulunurken otelin Altın barı, Altın cafe, Altın restoranı, Altın internet ve alış veriş dükkânları hizmet veriyor. Altın Hotel Tel no: 0(266) 348 55 00 Altınova’da bulunan pansiyonlar düşük kapasite yatak sayısı ile konaklama imkânı sağlıyorlar.

Altınova tatil yerleri hakkında daha fazla bilgi'ye ulaşmak için tıklayınız.

Erikli tatil yerleri

Temiz deniz, temiz kum, temiz havasıyla kendi halinde bir tatil köyü. Erikli Saroz kıyısında yer alan bu sakin tatil köyü, İstanbul’a yakınlığı, ulaşım kolaylığı, planlı yerleşimi Ege, Akdeniz’e oranla ekonomik tatil imkânı ile cazibesini artırırken kafa dinlemek isteyenlerin, sakinliği seven orta yaş üstü ailelerin tercihi olmuş. Erikli Köyü denizden yaklaşık 2 km yukarda kurulmuş. Yaz kış yaşayanlar, tarımla uğraşanlar, dükkânlar Erikli sahiline tepeden bakıyorlar. Geniş kumsalın, hep kahverengi görünen kuş gölünün, lacivert denizle ve Gelibolu Yarımadasıyla kucaklaşan, etkileyici coğrafyaya sahip panoramasını hayranlıkla izleyeceksiniz. Genelinde sakin, araç trafiğinden arınmış gürültüsüz ortam rahat düşünüp, rahat hareket etmenizi sağlıyor, telaşa kapılmadan günün tadını çıkarabiliyorsunuz. Turiste alışık, kibar, yardımsever esnaf ve insanlarla karşılaşıyorsunuz. Özellikle otellerin bulunduğu sıra sonrasında sahil yolu olmadığı için yürüyüş ve araçlar sahile paralel bir arka sokağı kullanıyorlar. Dolaysıyla otelden çıkıp denize geçmek için karşıdan karşıya geçilmiyor. Bu da Erikliyi, Ege Akdeniz’in birbirine benzetilen diğer gözde tatil merkezlerinin birçoğundan farklı kılıyor.

Kamuya açık, ücretsiz, geniş kumsala plaj malzemeleri ile gelen aileler, gün boyunca denizden esen serin ve temiz havanın etkisiyle bunalmadan, dinlenebiliyor, toz yapmayan, vücuda yapışmayan özellikli kumun ve denizin şifalı minarelerinden yararlanıyorlar. Biraz hareketlilik ise iki büyük otelin çevresinde yaşanıyor. Denize karşı çay bahçelerinde oturanlar, kumsalda plaj voleybolu oynayanlar, su bisikletine binip pedal çevirenler, otel önünde ayrılmış olan yer yastıklarına uzananlar, renkli görüntülerin oluşmasını sağlıyorlar.

Erikli sahilleri Saroz körfezinin özelliklerini taşıdığı için hiçbir zaman kirlenmiyor. Rüzgâr değişken olup çeşitli yönlerden estiği için, deniz lodosta getirdiğini, poyrazda götürüyor, bu şekilde hep temiz kalıyor. Bu kadar rüzgâr eserde surf yapılmaz mı diyecek olursanız, Erikli de her yıl sörf turnuvası düzenleniyor. Surf meraklıları doğaya karşı mücadelenin zevkini çıkarıyorlar.
Denizin berrak ve temizliği nedeniyle Saroz Körfezi ve Erikli sahilleri su altı dünyasına meraklı balıkadam ve dalgıçları da kendine çekiyor. Yıl boyunca Mart-Kasım arası daha yoğun olmak üzere dalış için gelen çeşitli balık adam kulübü üyeleri hem dalış yapıyor, hem hafta sonu konaklamalı tatil yaparak bakir kalmış sularda stres atıp balık avlıyorlar. Önceki yıllarda ki kadar olmasa da deniz ürünleri bakımından zengin sayılabilecek Saroz körfezinin Erikli sahilinde amatör balıkçılar da oltalarına, çaparilerine takılan istavrit, uskumrularla, balık tutmanın zevkine varıyorlar. Barbunya, lüfer, mercan, karagöz, kefal, ahtapot yöresel balık türlerinin başında geliyor. En makbulü hangisi derseniz Saroz Levreği cevabını, herkes düşünmeden, bir nefeste söylüyor.

Günümüzde artan beş yıldızlı oteller, lüks restoranlar ve meraklılar sayesinde artık eskisi gibi iri ve turistik sayılacak balıkları görmek mümkün olamıyor. Yine de Erikli girişinde yaz boyunca hizmet veren balık dükkânı ve sokakları dolaşan seyyar balıkçılar, günde bir kere saat 09.00 da gelen balıkçı teknesi, yazlıkçıların balık ihtiyacını karşılıyor. Eriklinin en eski iki otelinin arka tarafında yer alan yazlıkçıların ihtiyaçlarını karşılayacak dükkânlardan, marketlerden kurulu çarşı, çarşının çevresinde dinlenme üniteleri, çocukların hoplayıp zıplayıp enerjilerini boşaltacakları, hoşlarına gidecek türden oyun alanları, ağaçlar altında oldukça geniş çadırlı kamp sahası ve otopark yer alıyor.

Erikli Köyünü geçip bir de daha ilerde ne var ne yok derseniz. Tepeyi aşıp manzaralı yolda Yayla Sahili yönünde ilerlerken karşınıza yeşil bitki örtüsü devamında uzanan davetkâr deniz, birbirinden güzel koylar, bu koyları ve denizi seyredebileceğiniz bakir yol kenarı sahalar, çadır alanları ve Danişment Orman Kampı çıkıyor. Başta Edirne, Keşan olmak üzere günübirlik gelenler, atık olmayan, temiz denize en ekonomik yoldan girme imkânı buluyorlar.
Balıkçıl kuşların, pelikanların, flamingoların beslenme, barınma amaçlı ziyaret ettikleri Erikli tuz gölü fotoğraf severler için ilginç olabilir. Erikli kış aylarında ise kar ve yağmur bakımından sert geçiyor, şiddetli yağış alıyor.

Erikliye Nasıl Gidilir;
İstanbul’dan çıkanlar için 240 km uzaklıkta Keşan ilçesine bağlı Erikli sadece 2,5 saat uzaklıkta. Güneşli gişelerden geçerek Trakya otoyolunu kınalı çıkışına kadar kullanıp Tekirdağ’a gelinebilir. Malkara Keşan üzerinden Gelibolu yönüne dönüşünüzden hemen sonra sağınızda önce Enez, sonra Erikli sapağı giriş veriyor. Bundan sonrası 34 km yolunuz kalıyor. Tatlı virajlı, ağaçlı, araç sürmesi keyifli yoldan giderek 25. km de yer alan Mecidiye, İbrice tabelasını solunuzda bırakıp siz sağa Erikliye ayrılıyorsunuz. İstanbul Esenler Otogarından yapılan sürekli otobüs seferleri ile Keşan’a gelebilir, Keşan-Erikli servislerini kullanabilirsiniz. Erikli – Edirne: 140 km Erikli – Tekirdağ: 110 kmYunanistan sınır kapısı: 60 km

Eriklide ne yenir ne içilir?
Saroz deniz ürünleri ile zengin, dedik balık dedik ve erikli girişinde balık dükkânı buzdolabı vitrininde Çanakkale Balık Halinden, Enez, Mecidiye ve limana gelen balıkçılarından alınan balıklar görülüyor. Çipura, levrek, sinarit, sarpa, tekir, karagöz, mercan, Ağustos ayında en iyi, en lezzetli, en yağlı, dönemini yaşayan sardalye bulunuyor. Erikli içinde her tatil yöresinde olduğu gibi fast food yiyecek satanlar, bulunuyor. İşçimen Otel Sofram Restoranın yüksek, ahşap tavanlı, manzaralı, ferah mekânında ve Dolphin beach clup Körfez restoranda veya Erikli otel restoranları, kafeteryaları öğlen ve akşam yemekleri için aradıklarınızı bulabileceğiniz türden restoran hizmeti veriyorlar.

Erikli'de kalacak otel, motel ve pansiyonlar.
Deniz mevsiminin kısa oluşu, turizm yatırımlarının artmasını engellemiş olsa da Erikli de İşçimen ve Erkli otelleri her türlü konfora sahip oteller olarak yıllardır turizme hizmet veriyorlar. Ayrıca, Pehlivan Otel, Yüksekdağ Apart Otel, Yiğit Pansiyon, gibi seçenekler, ev pansiyonculuğu, mevsimlik kiralanan evler, kamp sahaları konaklama ihtiyacını karşılıyor. Yıl boyu açık olan 42 odalı otel, İşçimen otel, sahilde bulunan iskele kaldırıldığı için Gelibolu, Gökçeada gibi yerlere düzenlediği çevre ve dalış gezilerini iptal etmek zorunda kalmış.

İşçimen HotelTel no: 0(284) 737 31 48 : Erikli otel restoran, lobi, bar, disko, kafeterya, oyun, TV salonu, çocuk oyun bahçesi, açık otopark gibi üniteleri ile hizmeti sunuyor. Kahvaltı ve yarım pansiyon akşam yemekleri açık büfe veriliyor.

Erikli HotelTel no: 0(284) 737 35 65
Diğer konaklama seçenekleri Enez sahilinde, Mecidiye’de, Uzunkum yakınında, Gökçetepede bulunuyor.
Erikli köyü tatil yerleri ile ilgili daha fazla bilgi almak için tıklayın.

Yat Gezileri

Yat Turizmi - Yat Turları

Akdeniz, Ege Denizi, Karadeniz ve Marmara Denizi, Türkiye'yi kuzey, batı ve güneyden çevrelemektedirler. Türkiye, yatçıların her gece değişik, özel demir atacakları koy, körfez ve plajların hazinesidir ve Mavi Yolculuğa ev sahipliği yapmaktadır. Bu şiirsel deniz yolculuğu, insanın kara yerine deniz perspektifinden tarihi deneyimi, körfezlerde ve denizlerde rüzgâra yelken açmak ve tabiatla birleşmek anlamındadır. Bu yolculuk, aynı zamanda, sizi Kleopatra' nın özel plajına, Olimpos Dağı'nın ebedi ateşine ve eski uygarlıkların binlerce arkeolojik kalıntısına götüren bir yolculuktur.

Türkiye'de yatçılık, size kıyı köy ve kasabaların sevimli ve konuksever halkı ile gerçekten yararlı kültürel değişim deneyimi sağlayacaktır. Genellikle batı ve kuzeybatıdan esen ılımlı rüzgârlar, doğanın tadına varılmasını sağlayarak, uzun yaz mevsimini yatçılık için ideal hale getirmektedir. Bazı bakır turkuvaz kıyılar ve korumalı körfezlerden deniz seviyesinden neredeyse 3.000 metre yükseklikte dağ tepelerini seyretmek mümkündür. Türkiye'de yatçılık, sizi tekrar tekrar gelmeye, kıyıda başka bir köşeyi keşfetmeye ve deniz hayatını yeniden yaşamaya özendirecektir.
Marinalar;
Türkiye'nin en donanımlı marinaları Güney Ege ve Akdeniz kıyılarında İzmir, Kuşadası, Bodrum, Datça, Bozburun, Marmaris, Göcek, Fethiye, Kalkan, Kaş, Finike, Kemer ve Antalya'da yer almaktadır. Bu tam donanımlı limanlarda, yatçılar gereksinim duydukları hizmet ve malzemeleri bulabilmektedirler. Antalya, Dalaman, İzmir ve İstanbul havaalanları tüm Türk marinalarına süratli bağlantı kurarlar. Kolay bir uçuştan sonra yatınıza binip deniz yolculuğunuza başlayabilirsiniz.
Guletler;
Türkiye'nin yerli deniz aracı Guletler özgün tasarımı, pratiklik ve mavi yolculukla özdeşleşen rahat bir tarzı kaynaştırmaktadır. Yıllardır balık avı ve ulaşım amaçlı kullanılan geleneksel sanat türünden geniş güverteli guletler şimdiki görüntülerine doğru gelişme göstermişlerdir. Bodrum, Bozburun, Marmaris, İstanbul ve Karadeniz kıyılarındaki tersanelerde inşa olunan bu gemiler, motorlarıyla birlikte deniz aracı teçhizatıyla donatılmaktadırlar. Guletlerdeki yolcu sayısı geminin boyuna bağlı olmakla birlikte, çoğu sekiz ile on iki kişi barındırabilmektedir. Bu gemiler, yolculara müstakil konaklama sağlayabilmekte, kiralandıklarında hizmet ve eğlence olanağı vermektedirler. Modern Guletler bir evin tüm konforuna sahiptir. Deniz yolculuğunda küçük grupların yakınlığı, dostluk ve paylaşma atmosferini geliştirmekte; müşteriler ve mürettebat arasında rahat ilişkiler yaratabilmektedir. Seyahat acenteleri özel gruplar veya istenildiğinde münferiden charter ve belirli turlar düzenleyebilirler.

Bir Guletle, büyük okyanus gemileri Kruvazörün aksine, kıyıda gizlenmiş ve çoğu kez metruk koy ve körfezler keşfedilebilir. Küçük liman ve yerleşimler kıyı hayatının büyük gemilerin gerçek şekilde yansıtamadığı samimi bir görünümünü sunmaktadırlar. Bir bakıma Gulet odası denize bakan manzaranın devamlı değiştiği tam servisli bir otele benzetilebilir.
Marmaris'ten Fethiye'ye;
Marmaris Koyu sakin bir gölü andırmakta ve yatlara çekek mekân oluşturmaktadır. Türkiye'nin en büyük ve iyi donanımlı marinalarından biri olan Marmaris Netsel Marina ile kışlama ve yat bakımı konusunda en iyilerinden Marmaris Albatros Marina, Marmaris'i Ege kıyısında mavi yolculuğun başlangıç noktası haline getirmiştir. Delikli Ada Ekincik'in güneydoğu kıyısı dışında yer almaktadır. Uzun, altın rengi bir plaja sahip Dalyan Deltası, bir doğa koruma alanı ve deniz kaplumbağaları (caretta caretta) ile mavi yengeçlerin sığınağıdır. Irmağın kavis yaptığı yerde, eski liman şehri Kaunos'un üzerindeki yamaç yüzünde, kayaya mezarlar oyulmuştur. Delikli Ada'nın güneydoğusunda Sarı Germe bulunur.

Göcek Körfezi, Akdeniz'in en iyi yatçılık merkezlerinden biridir. Adalarla çevrilmiş ve deniz manzarası Körfezin en güney ucundaki eski Arimeksa şehrinin kalıntıları, mavi suların uzantısında yer alır. Tersane Adası'nın karşısında, eski tersanelerinde bulunduğu Bizans harabeleri yer alır.
Fethiye'den Kaş'a;
Tatil ilçesi Fethiye'nin önemli bir marinası bulunmaktadır ve Adalarla kaynaşan güzel bir körfeze bakmaktadır. Eski binaların ön cephelerini örnek alan çok sayıda Likya kaya mezarı tepenin yüzüne oyulmuştur. Belceğiz Körfezi ile sakin, kristal duruluğunda suyun yüzme ve diğer su sporları için ideal olduğu yer Ölü Deniz'dir. Gemiler Adası'nda Bizans harabeleri çamlar arasındadır.
Kaş'tan Antalya'ya;
Kaş'ın uzun yarımadasının üzerinde eski tiyatro ilçeye yürüme mesafesindedir. "Güneşin Evi", Kekova, güzel manzaralı adalar, çok sayıda koylar ve eski kentlerin toplu adıdır. Bu koylar her mevsimde doğal liman oluşturmaktadır. Kekova Adası'nın kuzey sahilinde, Apollonia'da depremler toprağı sarsarak, eski evlerin su altına gömülmesine, batık bir kent yaratılmasına sebep olmuşlardır. Finike'nin 25 km. batısında eski adı Myra olan Demre'de çok sayıda kaya mezarı ve muhteşem bir Roma tiyatrosu bulunmaktadır. (Noel Baba) St. Nicolas, dördüncü yüzyılda bu Akdeniz kentinin piskoposuydu ve burada ölmüştür.
Kırlangıç Yarımadası etrafında dönüldüğünde Antalya Körfezi'ne ulaşılır. İlk manzara Tahtalı Dağı güney kıyısındaki eski Olimpos kentidir. Zakkum ve defne çalılarının Olimpos vadisine denizden olduğu gibi karadan da ulaşabilirsiniz. Kemer Turban Marina'nın tüm etkinlikler için tesisleri mevcut bulunmaktadır. Bugün palmiye dizili bulvarları, güzel parkları, tarihi binaları, anıtları, müzeleri ve Kaleiçi, ideal bir tatil atmosferi yaratmak üzere Antalya'da bir araya gelmiş gibidir. Turban Marina'nın yer aldığı güzel manzaralı Kaleiçi Mahallesi Antalya marina ve eğlence merkezi, Türkiye'nin en güzel marinalarından biri olarak kabul edilmektedir. Antalya'nın diğer marinası olan Setur Marina ise sakin ve dinlendiricidir.
Yat gezileri düzenleyen acentaların listesi için tıklayın.

Köyceğiz tatil yerleri

Köyceğiz Gölü, sabahtan öğlene kadar yaprak kımıldamayan masmavi bir göl ama öğleden sonra ise, meltemle Köyceğiz’e hayat veriyor. Görünüşüyle sanki deniz gibi ama değil. Bakar bakmaz insana büyük bir huzur veriyor. İki katlı evleri. Her köşesinden sakinlik sunan sokakları. Yaşamın dinginliği. Göl kenarındaki 2 kilometrelik yürüyüş yolunda günün her saati keyifle yaşama imkânı. 112 çeşit kuş türünün yaşadığı, başta mide olmak üzere birçok rahatsızlığa iyi gelen 50 dönüm arazi içindeki sığla ağaçlarının yağıyla, dünyaca ünlü ama çok az bilinen Sultaniye kaplıcalarıyla Köyceğiz, mutlaka ziyaret edilmeli. Ege Akdeniz in sınırında yer alan Köyceğiz’de, tatil yerlerinin kalabalığı gürültüsü yerine, sakinlik ve dinginlik hâkim.

Köyceğiz'deki Tarihi Eserler: Köyceğiz çevresinde çok zengin tarihi kalıntılar vardır. M.Ö.3500-3000 yıllarında yörede uygarlık merkezlerinin oluşturulmaya başlandığını görürüz. O günden bu güne çok sayıda uygarlı çevremize hakim olmuş ve günümüze zengin tarihi kalıntılar kalmıştır.

Bu eserler:
1- Kaunos Harabeleri: Kounoslar tarafından kurulan kentte agora, stoa, Roma Hamamı, tapınaklar, anfitiyatro, liman ve kale surları kazılarla ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca M.Ö. 4. yüzyıla ait Kaunos kaya mezarları tarihi kentin hemen yakınındaki Dalyan İlçesinin karşısındadır.

Köyceğiz merkezinde Köyceğiz’in simgesi tarihi Kaunos Aslan heykeli yer alıyor. Bunun da ilginç bir öyküsü var. Aslan 2 bin yıl önceki Kaunos’u temsil ediyor. Aslan’ın sağ pençesi altında bulunan ölmek üzere olan öküz kafası ise, Kaunos medeniyetine karşı olan medeniyetleri temsil ediyor. Şimdi bu aslan Köyceğiz’in simgesi ve her yıl Köyceğiz’de Altın Aslan Film festivali düzenleniyor.

2- Akköprü: M.S. 3. yüzyılda Romalılar tarafından yapılmıştır. Köyceğiz'e 33 km. uzaklıkta olup 30 m. yükseklikte, 50 m. uzunluğunda, iki kemerli ve üç ayak üzerine oturtulmuştur. Eski çağlarda Ege'yi Akdenize bağlayan tek köprü olduğu bilinmektedir. Hakim rengi kullanılan malzemeden dolayı kirli beyaz olduğundan halk buraya "Akköprü" yakıştırmasını yapmıştır. Taşların bazıları demir kancalarla birbirine tutturulmuştur. Köprü halen yayların geçişine açıktır.

3- Gedova: Hıristiyanların din savaşlarından Yahudilerin dışlanması üzerine onlardan biri kaçıp Gedova'ya gelir. Önce "Yehova" olan bu adanın ismi daha sonra Gedova olur. Bugün Gedova'ya verimsiz ova da denir. Gedova'da bulunan bir mezar taşında; "Yüz yirmi güneş yılı yaşayan Suciye, o kadar çok içerdi ki, içtiği zaman Azrail bile ondan korkardı. İçki içmediği bir gün Azrail onun canını aldı diye yazılıdır.

10- Şeyhler Türbesi (Şeyh Hasan Dede Türbesi): Osmanlılar Devrine aittir ve Şeyhler Camii 1957'de onarım görmüştür.

11- Sultaniye Kaplıcaları ve çevresi...

12- Ali Paşa Konağı ve Çeşmesi: 1800'lü yılların sonlarına doğru yapılan konak ve çeşme Köyceğiz Köyü'ndedir.

14- Eski Evler: Köyceğiz merkezindedirler. Bu evlerin dış kapıları üzerinde yapılış tarihleri, kabartma usulünde yazılmıştır

Köyceğiz gölü : Göl aslında 52 Km2'lik tatlı su gölü. Ancak en ilginç özelliği ise, azlıklarla kaplı doğal bir kanalla göl Akdeniz'e bağlanır. Bu tür göllere yani denizle doğal bir kanal vasıtası ile birleşen göllere ayaklı göl adı verilir. Dünyada bu tür göllerin sayısı Köyceğiz Gölüyle beraber sadece 7 tanedir. Yani Dünyada ki doğa harikası 7 ayaklı gölden birisi de Köyceğiz Gölüdür. Derinliği 20-60 metre arasında değişiyor. Köyceğiz Gölünün en ilginç tarafı ise deniz seviyesinden 6-10 metre yüksek olması. Her türlü tatlı su balığı bulunur. Ayrıca güneyinde nesli tükenmekte olan Nil Kaplumbağası bulunur. Göl içerisinde dört adet irili ufaklı ada mevcuttur. Etrafı dağlarla çevrili olup en yükseği Ölemez Dağıdır. Köyceğiz Gölü’nde öğleden sonraları esen meltem sayesinde, sörf ve yelken yapmak da mümkün. Ayrıca kano ve kürek sporlarını da yapabilirsiniz.

Köyceğiz’in bir başka özelliğiyse çeşmelerinden akan suyun kana kana içilebilmesi. Çünkü belediye başkanlığı yaptığı bir çalışmayla, Köyceğiz’den 22 kilometre uzaklıkta 1700 metre yükseklikte yer alan şişe suyu niteliklerindeki suyu, ilçeye getirerek halkın kullanımına sunmuş. O nedenle bu su çeşmeden aktığı gibi içilebiliyor hala günümüzde. Köyceğiz'in Doğu ve Batı kesimlerinde akarsuların kışın taşması nedeniyle, sular altında kalan bazı yerlerde dünyada eşine az rastlanan Günlük (Sığla) Ağaçları bulunur. Bu ağaçların sevdiği sıcak ve nemli iklimin özelliklerini Köyceğiz taşıdığından Orman İşletmesi bu ağaçların bakımına özel bir önem verir. Sığla Ormanlarının dünyada az rastlanır bir tür olması nedeniyle; koruması, imar ıslahı, gençleştirilmesi çok büyük önem taşımaktadır. Muğla İl sınırları içerisinde önemli yayılma alanları gösteren sığla ormanları, mevcut ormanların çok tahribata uğraması nedeniyle zarar görmektedir. Kendiliğinden yenilenmesi mümkün olmayan günlük ağaçlarının yetiştirilmesi ve ıslahına Orman İşletmesi'nce özel bir önem verilmektedir. Bu nedenle Orman Genel Müdürlüğü 1985-1991 yılları arasında 266.000 adet sığla fidanı dikmiştir. Yunus Emre Arberetum Sahası'nda da günlükler korumaya alınmıştır.

Dünyada sığla yağı üreten iki ülkeden birisi Türkiye diğeri Honduras'tır. Sığla yağı; parazit öldürücü olması ve mide hastalıklarında tedavi edici nitelikleri olması nedeniyle ilaç sanayinde, hoş kokusu nedeniyle kozmetik sanayinde kullanılan çok kıymetli bir hammaddedir. 1990 yılı itibariyle sığla yağı üretimi 3000 kg.dır. Sığla’nın buhur denilen kabuklarının yakılmasıyla güzel kokular çıkması dolayısıyla dini bayramlarda ve Perşembe akşamları birçok evde buhur yakılır. Köyceğiz doğal değerler açısından oldukça yüksek turizm potansiyeline sahip bir ilçedir. Yörede plajların yanı sıra motorla deniz, göl, kanal gezileri, kara ve deniz avcılığı, piknik, yürüyüş, dağcılık, arkeolojik eserler görebilme ve kaplıcalardan yararlanmak mümkün. Köyceğiz'de izlenen gelişmeler, turizm hareketlerinin artmasıyla canlılık ve çekicilik kazandı.

Sultaniye Kaplıcaları: "Buralarda yaşayan ölmez demişler, dağın adını ölmez koymuşlar. Sultanlar gelmişler şifa bulmuşlar, köyün adını Sultaniye koymuşlar" Sultaniye Kaplıcaları’na Köyceğiz’den çıkıp, Hamitköy üzerinden Ekincik’e gittiğiniz yol üzerinden gidiyorsunuz. Sultaniye Kaplıcaları, Köyceğiz’e gidenlerin mutlaka uğraması gereken yerlerden biri. Bunun birinci nedeni, doğanın en güzel görüntülerinin olduğu Ekincik Koyu Yolu’ndan buraya gidiyorsunuz. Yol boyunca etrafınızda, mandalina, portakal, limon ağaçları, sazlıklar, yemyeşil doğa ve Köycegiz Gölü manzarası sizi bekliyor. Eğer bir de fotoğraf tutkunuysanız neredeyse her kilometrede bir karşınıza güzel manzara çıkıyor. Onları çeke çeke Sultaniye kaplıcalarına kadar gidiyorsunuz.

Eğer Köyceğiz, Dalyan ve Ekincik gibi yerlerde kalıyorsanız günübirlik tekne turlarıyla buraya geliyorsunuz. Kaplıca’nın girişinde belediye düzenleme çalışmaları yapmış ama, ilk bakışta çok modern bir düzenleme beklemek haksızlık olur. Kaplıcalara girerken, genelde sürekli kalanların bulunduğu tek sıra yan yana betondan yapılmış bir görüntü sizi karşılıyor. Onların faydalanması için bir de havuz yapılmış. Turizme hizmet veren ise ilginç mimarisiyle dikkatini çeken havuz bölümü. Burası özellikle turistler için kadın erkek birlikte girmeleri için yapılmış. Çok büyük değil ama girilebilir. Kubbeli yapısıyla eski hamamları andırıyor. Küçük havuz sabahın belirli saatlerinde yalnızca hanımların yararlanması için ayrılıyor. Büyük havuzun yanındaki kaynak su içmece olarak karaciğer, safra kesesi ve bağırsak problemi olanlar tarafından kullanılıyor. Kaplıcadan çıkanlar için ise, özellikle turistlere yönelik olarak çamur banyosu yapılan açık bölümü de var. Teknelerle Köyceğiz’den ve Dalyan’dan gelenler, burada çamur havuzunda çamurlara bulanıp orada dinleniyorlar. Kısa süre sonra üzerlerinde kuruyan çamurları duşlarda temizliyorlar.

Turizm ve Sağlık Bakanlıkları'nca yapılan araştırmalar ve incelemeler sonucu Ölemez Dağı Doğusunda Sultaniye Köyü sınırları içerisinde kıyı boyunca uzanan çok sayıda termal kaynağın varlığı tespit edildi. Sağlık amaçlı olarak faaliyet gösteren bu termal kaynakların en önemlileri Sultaniye Ilıca ve İçmeleri, Hasan Çavuş Ilıcası ve Kokargirme Kaplıcasıdır. Kadın hastalıkları tedavilerinde yarar sağlamaktadır. Kaplıcalar ve sıcak sulu çamur banyosu tesisleri yaralar ve cilt hastalıkları tedavilerinde kullanılıyor. Köyceğiz’e gittiğiniz zaman, karayolunun yanı sıra gölden kalkan teknelerle de Sultaniye ve Kokargirme termal tesislerine gidebilmek mümkündür.

Dünyada bir benzeri sadece Kanada'da bulunan bu kaplıcanın deva olmadığı hastalık yok gibi. 12 mineral içeren bu kaplıcanın kadın hastalıkları, mide rahatsızlıkları, böbrek ve en ilginci de çocuğu olmayanı çocuk sahibi yapacak özelliklere sahip olması geliyor. Ilıca suyu ayrıca bel ağrısı, romatizma, siyatik, nefrit, lumbago, ruhi yorgunluklar, cilt ve kadın hastalıkları tedavisinde etkili oluyor.

Nasıl Faydalı Oluyor?; 39 derece sıcaklıktaki şifalı sudan yararlanabilmek için her yıl kaplıca küründe olduğu gibi 21 günlük tedavi süresince, ilk girişte 10 dakikadan başlamak üzere günde iki kez banyo almak gerekiyor. Hamam özelliği nedeniyle kaplıca suyu, hamam kubbesi altında radyoaktif özellik etkili olabiliyor. Bir diğer ilginç yanı da doğal Viagra olduğu konusunda görüşler. Türkiye'de eşi olmayan bu kaplıcanın 9 mineralli Yalova ve Pamukkale, 5 mineralli Balçova kaplıcalarına göre az ziyaret edilmesi ve pek bilinmemesi, tanıtımının bugüne kadar yeterince yapılamamasından kaynaklanıyor. 2000 yıl önce insanlara şifa dağıtan ve ciddi bir tedavi yöntemi olan bu kaplıcayı bir ziyaret edin. Bakın bakalım gerçekten de söylenenler gerçek mi?

Antika Otomobil Parkı; Köyceğiz yolu üzerinde seyredenlerin dikkatini çekecek bir başka uğrak noktası antika otomobil parkı olabilir. İstanbul un Feriköy semtinden Köyceğize taşınan bu parkta eski, antik otomobilleri ve bunlara ait yedek parçaları bulabiliyor eski model otomobil alıp satabiliyor hatta seyrederken bile nostalji yaşıyorsunuz.

Palmiye Çiftliği; Burası da Köyceğiz’den çıktıktan sonra hamitköy yoluna girdiğinizde 2 kilometre sonra karşınıza çıkıyor. Tropik bitkiler üzerine koleksiyon yapan doğa aşığı doktor, dünyanın çeşitli yerlerinden 400’e yakın palmiye getirmiş ve buraya dikmiş. Yani özel bir arberetrum. Gezilebilecek ilginç yerlerden biri de burası.

Köyceğiz’de kalıyorsanız günübirlik tekne turları yapmayı ihmal etmeyin. Bu şekilde 45 dakika içinde Sultaniye Kaplıcaları’na, Kaunos Harabeleri’ne, çamur banyolarına, sazlıkların arasında süzülerek labirent gibi Dalyan Kanalı arasından bir buçuk saat sonunda, Akdeniz’in en güzel yerlerinden olan 7 kilometrelik kumsalıyla ünlü İztuzu plajına gitme imkanınız var.

Köyceğizde ne yenir; Köyceğiz’de doğal şekilde yetiştirilmesi taze sebze ve meyvenin yanı sıra yenilebilecek en önemli lezzetlerin başında kefal balığı geliyor.

Gölden tutulan kefal balıkları Köyceğiz’de neredeyse hemen her çeşit olarak karşınıza çıkıyor. Balığın en büyük özelliği etinde hissedilen toprak kokusunun buradaki balıklarda hissedilmemesi. Pilakisi, kiremitte olanı, buğulaması, tavada yapılanı yani hemen yer çeşidi sofralı süslüyor.

Thera Restoran : Ancak Köyceğiz’de eğer balık ürünleri ve mezeler yiyecekseniz gidebileceğiniz en önemli adres ise, Thera Restoran. Burası adını, antik Thera kentinden alıyor. Aile isletmesi olan Thera Restoran’da günlük deniz ürünleri, en lezzetli olarak sunuluyor müşterilere. Köyceğiz Meydanı’ndan Sultaniye kaplıcalarına giden yol üzerinde, şehir merkezine çok yakın olan Thera Restoran’ın kapalı ve açık bölümleri var. Açık bölümde oturduğunuzda Gölü rahatlıkla seyredebiliyorsunuz.

Thera’nın en önemli mezelerinden biri olan Patlıcan Közlemesi, gittiğinizde tatmanız gereken en önemli lezzetlerden. Bir tek burada bulabileceğiniz patlıcan közlemesi, aslında şubat ayından mart sonuna kadar taze taze bulabiliyorsunuz. Eğer diğer mevsimlerde de gidiyorsanız endişe etmeyin. Yine de tatma imkanınız var. Çünkü patlıcanlar yağlanıp donduruluyor. Müşterilere sunulacağı zamanda sabahtan çıkarılıp kendi kendine gün içinde çözülüyor. Sanki biraz önce közlenmiş gibi lezzetli olarak tadına bakabiliyorsunuz.

Yapımına gelince. Patlıcanlar közlendikten sonra elle değil bıcakla soyuluyor, Limonlu su ile temizleniyor. Derin dondurucu da bekletiliyor. Her mevsim de yeniliyor.

Hasan Gencer, Köyceğiz’in en ünlü yemeği Kefal balığı ile yapılmış olanlar olduğunu söylüyor. . Etine sinmiş toprak kokusu sezilmeyen Köyceğiz Gölünün kefal balığı, Pilakisi, kiremitte pişirileni, buğulaması, tavada kızartılanı, pilakisi tercih edilirken, kefalin fıska adı verilen havyarları da arananlar arasında bulunuyor. Hasan Bey doğal ortamda yetişen Kefal balığının bölgede 8-10 çeşidinin bulunduğunu belirtiyor. Bunların ancak 2/3 tanesi lezzetli olarak pişiriliyormuş. Sarı kanat ve sarı kuyruk denilenleri en iyileri. Ayrıca Mavri denilen deniz kefali de var. Bunun kızartması yapılıyor, Ama en çok da en lezzetli olarak pilakisi yapılıyor. Bol soğanlı pilaki herkesin tercihi. Tabii buğulaması da bir başka lezzet. Hasan Bey’e göre kefal nasıl istenirse öyle yapılabilecek bir balık. Kefal her şeye geliyor.

Thera Restoran’ın bir başka özel mezesi ise, çiğ hamsi. Evet çiğhamsi tuzda ufak bir işlemden geçirildikten sonra masanıza geliyor. Siz de çiğ çiğ yiyorsunuz. Hamsinin sırrı ise, filetoları çıkarılan hamsi bolca tuzla üstü kapanana kadar üzüm sirkesi içine konuluyor. 1 saat burada bekledikten sonra yenilecek kıvama geliyor. Evde yapmaya kalkarsanız, olup olmadığını anlamak içinse balıkların sırtına bakın. Sırtı beyaz olursa süzüp zeytinyağı ve limonla servis yapın.

Bölgeye ait bir çeşit olan, sılcan otu Günnük ağaçları gövdelerine sarılarak büyüyor bu sarmaşık türü yapraklarını haşlayıp üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek yapılan "sılcan yoğurtlaması"ekşi buruk tadıyla meze olarak ilgi çekiyor. Köyceğiz'in pazarında satılan yöresel otlar, özellikle narenciyelerin çiçek açma mevsiminde elde edilen bal emsallerinden çok farklı kokusu ile aranılıyor.

Köyceğiz sahilinde sırayla dizili çay bahçeleri çay rağbet görürken, Sandras dağından toplanan iri yapraklı kekiklerin birkaç yaprağının çay bardağına atarak demlenmesiyle elde edilen kekik çayı hem mideye iyi geliyor hem de boğazdaki gıcık ve pürüzleri temizliyor. Köyceğiz yolu üzerinde ve dağdan gelen su yoları üzerine kurulu alabalık lokantaları yemek yenecek yerler arasında bulunuyor.

Köyceğiz’e Nasıl Gidilir;
Köyceğiz, ulaşım yönünden her türlü araçla kolayca gidebileceğiniz rota içinde yer alıyor.
Havayolu ile; Köyceğiz’e en yakın Dalaman hava alanı 27 km uzaklıkta yer alıyor. Özellikle İstanbul’dan havayoluyla başta THY olmak üzere, bir çok havayolu bu alana sefer yapıyor. Uçak İstanbul’dan 1 saat içinde buraya geliyor.

Karayolu Özel Araç İle; Tatilcilerin en çok kullandığı alternatif olan karayoluyla buraya gelmek istiyorsanız, İzmir’den Aydın’a kadar otobanı kullanıp Muğla yönünden önce Gökova'ya geliyorsunuz. Sakar geçidinden inince Antalya yönüne doğru yol almaya başlayın.
Marmaris sapağından 26 kilometre sonra ise Köyceğiz’e ulaşıyorsunuz.

Otobüs İle; Köyceğiz’e İstanbul ve Ankara'dan Fethiye ye Pamukkale, Kamil Koç gibi acentelerin seferler ile rahatlıkla gidebilirler. Bu hatta çok sık çalışan otobüsler nedeniyle, ulaşımda sorun yok.

Köyceğiz ile çok bilinen turistik yerler arasındaki uzaklıklar ise şöyle.

Köyceğiz - Ortaca...........20 Km
Köyceğiz - Dalaman........30 Km
Köyceğiz - Marmaris.......60 Km
Köyceğiz - Muğla............60 Km
Köyceğiz - Fethiye...........80 Km
Köyceğiz - Datça............133 Km
Köyceğiz - Bodrum.........197 Km
Köyceğiz - İzmir..............280 Km

Köyceğizde konaklayabileceğiniz oteller/moteller;
Köyceğiz’de öyle büyük tatil köyleri yok. Ama onun yerine en büyük sayılabilecek 3 yıldızlı oteller ve pansiyonlar var. Köyceğiz’in 850 yatak kapasiteli kalınacak tesisleri yer alıyor. Bunlar arasında Köyceğiz merkezinde bulunan göl kıyısındaki Alila Motel kalınacak yerlerin başında geliyor. Köyceğiz’de kalınacak bir başka alternatif ise, kamp sahaları. Göl kenarında yer alan Belediyenin kamp yerinde Türkiye’nin her yerinden gelen gençler kamp yapabiliyor.

Köyceğiz Panorama Plaza : Tel no: (0-252) 262 37 73
Evceğiz Otel : Tel no : (0-252) 262 23 43
Kaunos Otel : Tel no: (0-252) 262 42 88
Özay Otel : Tel no :(0-252) 262 43 00
Otel Sinderella : Tel no: (0-252) 262 22 54
Özbek Pansiyon : Tel no : (0-252) 262 28 40
Oba Pansiyon : Tel no: (0-252) 262 41 81

Yukarıdaki yazı Eyüp Çoşkunun yazısından alınmıştır.

Ucuz Bayram Turları


Kurban bayramı tatili dolayısıyla sizin için seçtiğimiz günübirlik veya kısa tatiller, etkinlikler;

Ağva : İstanbul’a 100 km. mesafede bulunan Ağva, yeşilin bin bir tonu içerisinde sakin bir tatil yapmak isteyenlere özel, birbirinden güzel otelleri ile konuklarını ağırlıyor. Muhteşem doğası, kumsalı, denizi, yürüyüş alanları ile özellikle son bir yıldır otel ve pansiyon bakımından oldukça gelişen Ağva, 20’ye yakın tesis ve birçok pansiyonuyla ziyaretçilerini karşılıyor. Ağva hakkında detaylı bilgi almak için tıklayın

Assos : Masmavi deniz , cenneti anımsatan doğası... Bunu, Assos yolculuğunuzun sadece küçük bir parçası olarak hayal edin. Bir de gezdiğiniz yerleri, göreceğiniz tarihi, modern yaşamın kaosundan uzak sessiz geçireceğiniz günleri ve unutamayacağınız bir tatili düşünün. Assos sizi bekliyor. Assos hakkında detaylı bilgi almak için tıklayın

Göcek : Akdeniz’in güneybatısındaki şirin bir belde; Göcek. Mavi yolculukların gözde mekanından, sıra dışı tatilin ev adresinden, marinalarından ve daha pek çok güzelliğinden… Göcek hakkında detaylı bilgi almak için tıklayın

Kapadokya : 60 milyon yıl önce; Erciyes, Hasandağı ve Güllüdağ’ın püskürttüğü lav ve küllerin zamanla rüzgar ve yağmur tarafından aşınmasıyla ortaya çıkan doğa mucizesi Kapadokya, uzun dönemler Hristiyanlığın önemli merkezi konumunda olmuş. Kayalardan oyularak yapılan evler bölgeyi devasa bir sığınak görünümüne daha da çok büründürmüş. Doğanın gücü Peribacaları’nı oluştururken bir yandan da bu peribacalarının içlerine evler yapılarak, o zamanların izlerini kalıcı olarak bizlere bırakmışlar. Günümüzde turizm açısından büyük bir öneme sahip olan Kapadokya, korunmaya alınan bölgelerin en iddialı ve en ilginç yerlerin başında geliyor. Kapadokya hakkında detaylı bilgi almak için tıklayın

Bu bayram farklı bir aktivite yapmak istermisiniz ? peki paintball’a ne dersiniz? :

Bu bayram tatili eğlence ve adrenalini bir arada yaşamak istiyorsanız paintball tam size göre. İster attığını vuran keskin bir nişancı, ister karavana üstadı olun, kesin olan şu ki; paintball oynarken kendinizi bir aksiyon filminin setinde gibi hissedeceksiniz. Ayrıntılı bilgi http://www.paintball.gen.tr/

Ucuz tatil için ipuçları

Tatil yapmak istiyorsunuz ama uçuk fiyatlarla yapılan tatillerden olmasın diyorsunuz. Kalabalıktan uzak, denizin ve güneşin tadını çıkarmak, bu yaz aylarında özlediğiniz tatili yapmak... İşte ucuz yaztatili için ipuçları ;

Çadır kurmak hem eğlenceli, hem ucuz...
Hayatınızda hiç kamp yaptınız mı? Çadırınızı kurarak, stresli yaşamdan uzaklaşarak, doğayla ve deniz ile iç içe bir yerde, sade ve gösterişsiz birkaç gün geçirdiniz mi? Kamp kurmak için belirlenen kamping bölgelerinde, diğer kampçılarla beraber hoşça vakit geçirebilir, hem de ekonomik olarak çok uygun bir tatil geçirebilirsiniz. İhtiyacınız olan tek şey, size göre uygun bir çadır satın almak. Bir de yanınıza özel eşyalarınızı aldınız mı, istikamet zevkinize uygun, doğru kamp alanlarından birine…

Çadır yaşamının zor yanları da yok değil tabiî ki, eğer konforlu bir kamping bölgesinde kalmıyorsanız birtakım zorluklarla karşı karşıya kalabilirsiniz. Tuvalet ve duş ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz imkânların olduğu bir bölgede kamp kurarsanız en önemli sorunu ortadan kaldırmış olacaksınız. Diğer karşılaşabileceğiniz önemli bir sorun da, yemek ihtiyacınızı nasıl karşılayacağınız? Tahmin edersiniz ki, çadır yaşamında buzdolabı, dondurucu gibi olanaklara sahip olmayacağınız için, yiyeceklerinizi günlük temin edip, hemen tüketmeniz gerekecektir. Bunların dışında tabiî ki çamaşır probleminiz de olacaktır. Bunlar çadırda yaşamanın, kamp tatilinin olumsuz yanlarıydı, şimdi bir de güzel yanlarına bakalım; Bütün bir sene çalıştınız. Yorgunluk atmak istiyorsunuz ve ucuz bir tatil yapmak istiyorsunuz. Yukarıda dediğimiz gibi ihtiyacınız olan tek şey kendinize göre bir çadır bulmak. Sonrasında size düşen arkadaşlarınızla, ailenizle ya da sevdiklerinizle birlikte kuracağınız çadırınızda, tatilin keyfini doyasıya çıkarmak.

Kamp kurabileceğiniz bölgeler; Önce tatilinizi nerede geçirmek istediğinize karar vermelisiniz. Çeşme mi, Antalya mı, Bodrum mu, Kuşadası mı yoksa İstanbul’a yakın Marmara Bölgesi’nde Silivri, Tekirdağ gibi bölgeler mi? Tabii ki bunları seçerken, tatil boyunca yapmak istediğiniz aktivitelere de karar vermelisiniz. Mesela rafting, trekking yapmak istiyorsanız bunun için Ege Bölgesi’nde bir yer sizin için daha uygun olacaktır.

Muğla’nın Fethiye ilçesinde bulunan Saklıkent’te size göre bir tatil alternatifini mutlaka bulacaksınız. Saklıkent’in tatilcilere sunduğu imkanlardan biri; ağaçtan yapılmış evlerde kalarak şehir stresinde uzaklaşarak, doğayla ve denizle iç içe yaşamak. Yeşil çam ağaçlarının içinde balkonlu naturel evlerde konaklamakta bir diğer seçenek. Aynı zamanda kamp alanı da bulunan Saklıkent’te kendi çadırınızla da kamp yapabilir ya da Saklıkent’in size sağlayacağı çadırlarda da konaklayabilirsiniz. Peki, Saklıkent’te kendinize uygun bir seçeneği tercih ettikten sonra neler yapabilirsiniz? River Cafe&Bar’da yemek yiyip, yüksek seste müzik dinleyebilir, renting shop’tan araba, motor ve bisiklet kiralayıp zevkinize göre aktivitelerde bulunabilir, masaj servisi’nden yararlanabilirsiniz. Ayrıca her gün dünyaca ünlü Patara plajına servislerle gidebilirsiniz. Ayrıca Rafting, Trekking, Cantoning, yamaç paraşütü ve günbatımı turları da Saklıkent’te yapabileceğiniz aktivitelerden… Tel: 0.252.659 00 74

Kelebekler Vadisi’nde alternatif çok; M.Ö 4. Yüzyıla uzanan Likya’nın Perdicia isimli yerleşim yerinin bazı kalıntılarının bulunduğu Kelebekler Vadisi, her yıl, kamping müdavimleri ile dolup taşıyor. Kelebekler Vadisi’ne gitmek için rezervasyona gerek yok çünkü 100 dönümlük vadide yer bulamama sorunu pek olmuyor. Eğer 1 Haziran ve 1 Ekim tarihleri arasında gideceksiniz, beş gün konaklayana altıncı gün bedava. Sınırlı sayıdaki bungalovlarda konaklamanın bedeli kişi başı cüzi denecek kadar az. Vadiden kiralayacağınız çadırlarda ya da kendi çadırınızda konaklama ücreti ise son derece ucuz. Açık büfe kahvaltı ve akşam yemeği konaklama fiyatlarına dahil. Her türlü konaklamada yatak, yastık, kılıf, pike ya da battaniye ise işletme tarafından size veriliyor. Kelebekler Vadisi’nde bungalowlarda kalabilir, çadır kurabilir, etrafı açık, üstü asma veya çatı ile örtülü çardaklarda kalabilir, ya da sabah güneşini sahilde uyuyarak karşılayabilirsiniz. Tel: 0.252.614 26 19

Tatil yapmak istiyorsanız, ama uzak yollar gözünüzde büyüyorsa, tatili İstanbul’da da yapabilirsiniz. Karadeniz’in tüm renklerini cömertçe sunan Golden Beach Club, Sarıyer’den sadece 12 km. uzaklıkta. İstanbul’un içinde ama İstanbul dışındaymış hissi veren, evinizden işinize, işinizden evinize gidebileceğiniz 220 dönümlük yemyeşil bir orman arazisine kurulu, kısacası tatili ve doğayı ayağınıza getirmek amacıyla inşa edilmiş, sizin olan bir tatil beldesi. 26 ahşap bungalow, suit odalar ve kamp çadırlarıyla 3 ayrı konaklama imkanı sunan Golden Beach Club, kamp alanında çadırınızı kurabileceğiniz, gece kamp ateşi etrafında müziğin ritmi ile coşabileceğiniz ya da ahşap bungalow evlerde huzurla uyuyarak sabahları Karadeniz’in eşsiz manzarasında uyanabileceğiniz bir ortam sunuyor. Golden Beach Club’da VIP hizmeti veren restoran, kır kahvesi, snack ve beach bar, beach volley sahası, bisiklet ve yürüyüş parkuru, paintball gibi birçok aktivite sizi bekliyor. Golden Beach Club’a günübirlik gitmek isterseniz eğer Hafta içi ve Hafta sonu değişen küçük bir ücret ödüyorsunuz. Bungalowlarda konaklamak isterseniz eğer dolar bazında küçük bir mablağ ödüyerek iki kişi konaklayabilirsiniz. Tel: 0.212.325 55 83

Ayvalık’ın meşhur Alibey Adası’nda yıldızsız ama yıldızlı otellere taş çıkartacak bir tatil için; Ada Camping’i tercih edebilirsiniz. Kampçılar için mutfak, çamaşırhane, sıcak duş, buzdolabı piknik alanı, karavan ve çadırlar için gölgelikler, sıcak duş ve tuvaletli odalar, çocuk parkı, spor sahası, tekne, gezi ve dalış turları Ada Camping’in misafirlerine sunduğu imkanlardan. Bungalow’larda kalmak isteyenler için, kişi başı kahvaltı dahil küçük bir meblağ ödemeniz gerekiyor. Eğer çadır kiralayacaksanız ise günlük 8 YTL’ye temin edebiliyorsunuz. Tel: 0.266.327 12 11

Tatil köylerinde, 5 yıldızlı otellerde fazla para harcamak istemiyorsanız. Ben tatil yerlerini gezerim, odamı sadece yatmak için kullanırım diyorsanız, tatil beldelerinde bulunan birbirinden şirin pansiyonlar, hem ekonomik hem de aradığınız özelliklerde bir tatil fırsatını size sunuyor olacak. Akdeniz'in tadına doyamayacağınız suyu, güneşi ve aktiviteleri bu yaz sezonunda da siz misafirlerini küçük şirin pansiyonlarda bekliyor. Akdeniz'in muhteşem havasını koklayabilir, geceleri denize düşen yakamozun karşısında dinginliğinize dinginlik katabilir, birbirinden şirin pansiyonların bahçesinde ki hamaklarda kitabınızın satırlarında göz gezdirebilirsiniz. Ama daha farklı bir tatil düşlediyseniz eğer. Efes’i görmek, antik kalıntıları incelemek, yamaç paraşütü yapmak ve gezmek isterseniz Ege Bölgesi’ndeki birbirinden güzel pansiyonlar da sizin ihtiyacınızı karşılayacaktır. Eğer İstanbul ve yakınlarında yaşıyorsanız, çok uzaklaşmadan bir tatil yapmak istiyorum derseniz, Tekirdağ, Silivri, Gümüşyaka ve Kumburgaz, İstanbul’a yakın tatil yapmak isteyenlerin gözbebeği.

Seyahat etmeyi seviyorsanız, canınızın istediği bir yerde durmak, nerde akşam orada sabah misali gezip dolaşmak istiyorsanız, üstelik 5-6 kişilik bir tatil hayal ediyorsanız, karavan kiralamak sizin için mantıklı bir fikir olabilir.


6 kişinin konaklayabileceği motokaravanlarda 6 kişilik oturma grubu, masa ve dolaplar, buzdolabı, ocak, mutfak dolapları, tuvalet, musluklu evye, ayna, camlarda sineklik, araç yanında güneşlik, kalorifer, televizyon gibi ev konforunu aratmayacak özellikler bulunuyor. Karavan kira bedelleri ise sezonluk olarak değişiyor. Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında ortalama 100-200 YTL. Olan karavan fiyatları, diğer aylarda 70-80 YTL’ye kadar düşüyor. Ayrıca pazarlık payı da her acente de olmasa da birçok acentede bulunuyor! O yüzden biraz araştırmakta fayda var! 250 m. Uzunluğundaki kumsalı, çocuklar için güvenli olan sığ kumluk denizi ve 300 karavan-çadır kapasitesi ile Türkiye’nin en büyük kamplarından biri olan Semizkum Mocamp, İstanbul’a yakın olması sebebi ile tatilciler için ideal. Karavan ve çadırları ile gelenler dışında, pansiyon hizmeti de veren Semizkum Mocamp, bungalowlarda misafirlerini ağırlıyor. Kamp alanı içerisinde yeme-içme ihtiyaçlarınızı karşılayacağınız, kafeterya, günlük alışverişlerinizi yapabileceğiniz market, dev ekran TV, jetonlu sıcak su duşları, çocuklar için oyun alanı ve haftanın belirli günleri hoşça vakit geçirmenizi sağlayacak canlı müzik Semizkum Mocamp’ın ayrıcalıklarından… Semizkum Mocamp’ta bungalow’larda konaklamanın gecelik fiyatı 40 YTL. Şahsi çadırınızda konaklamanın bedeli günlük 25 YTL. Çekme karavanla 25 YTL, oto karavanla ise yine 25 YTL'ye konaklayabilirsiniz. Tel: 0.212.711 20 58

Karavan kiralayabileceğiniz acentelerden bazıları şöyle;

Saly Rent a Caravan: 0.216.327 20 19
Güney Karavan: 0.312.353 70 66

Gideros Koyu

Karadeniz'de maviyle yeşilin arasında yaptılan yolculukta, Kastamonu sınırları içindeki 170 km'lik kıyı bandında mola veriyor. Kastamonu'nun en güzel koylarından biri olan Gideros koyu; kestane, meşe, kayın, şimşir ve çam ağaçlarından oluşan yemyeşil bir örtüyle çevrilerek, zümrüt yeşili bir gölü andırıyor. Batı Karadeniz'e yaptığımız yolculuk, Sinop'a doğru daha 328 km devam edecek. Kastamonu il sınırları içindeki 170 km'lik kıyı bandını film şeridi gibi gözler önüne seriliyor. Tekne yapımcılığında ünü sınırları aşan Tekkeönü ve Kurucaşile, ilk karşılaştığımız koylar. Yol tarafı ve deniz kenarında heybetli ahşap omurgalar, Karadeniz'in usta ellerinde şekillenerek tekne oluyor ve denize iniyor. Kurucaşile, şirin bir sahil kasabası. Sokak aralarında bile park etmiş araçlar arasında tekne yapanları görmek mümkün. Çekiç, matkap sesleri, atölyelerin boş durmadığının habercisi. Küçük çapta teknelerin yer aldığı balıkçı barınağının içi, renkli yansımaları ile sempati topluyor. Önümüzde Kuşçu köyü, Aydosdere, Sakallı, Cide, Akbayır, Güzelkent, Doğanyurt, İnebolu, Abana, Çatalzeytin gibi birbirinden güzel koylarla süslü yerleşim merkezleri, tatil ve kamp alanlarıyla, plajlar bulunuyor. İmrendirici sakin kumsalların çekiciliği, yol alıp ilerlemenizi engelliyor. Hepsinde durmak ve dantel koyları fotoğraflamak istiyorsunuz. Tepeden seyredip hayale dalmak bile başlı başına bir zevk. Akdeniz'e tezat beton binalar, parsellenmiş yasak bölgeler, küme küme kooperatif evleri ve her koya yerleşmiş tatil köyleri yok. Gürültü, trafik, is, pis, duman yok... Yöre halkı mütevazı, kendi işinde gücünde, turiste alışık, doğayı korumuş, yöresel özellikler kaybolmamış ve hayrettir, Karadeniz hala temiz. Kapısu köy tabelası ile Kastamonu il sınırlarına adım atıyoruz. Aslında her koyu tek tek anlatmak gerek. Fakat bir tanesi var ki, Karadeniz'in en güzel koylarının başında yer alıyor: Kurucaşile-Cide arasında, iki noktaya da 12 km uzaklıktaki Gideros Koyu. Karadeniz'de çıplak toprak görmek neredeyse imkansız, her yer yeşil. Kestane, meşe, kayın, şimşir ve çam ağaçlarından oluşan yemyeşil örtü, Gideros'u da sarıp kucaklamış ve tarifi imkansız güzellikteki yeşille mavinin bütünleştiği, koyu zümrüt yeşili, yüzük taşı benzeri bir göl oluşturmuş. İsmi Cenevizliler'den kalma Gideros Koyu, iki balık lokantası ve birkaç evden oluşuyor. Her açıdan manzarası ve seyri güzel doğa cennetini önceden keşfedenler, Ankara'dan İstanbul'dan balık yemek için gelmeyi adet edinmişler. Virajlar, daralan yollar, rampalar, onların gözünde hiç büyümemiş. Görür görmez hayran kalıp hiç üşenmeden girdim içeri. Yolu beton, 200 metre meyil ve birkaç virajla kıyıya iniliyor. Araçlar için park yeri var. Küçük plajı ise kumsaldan denize girmeye imkan veriyor. İsteyen tekne tutup, koyun dışına da açılabilir. Hamamı, mağarayı görüp denize girebilir, balık da tutabilir, seyir zevki veren koyda, salata ve balık yiyebilirsiniz. Her türlü havada dalgaya korunaklı liman, uyuyan görüntüsüyle tarih boyunca nice tekneleri ağırlamış. Aklım Gideros'ta kaldı... Birçok koy aşıp, sarı-mor çiçekli bitki örtüsü içinde ilerlerken bir tabela çıkıyor karşınıza: "Kırmızı, mavi, yeşil deniz, işte Cide'miz". Gerçekten de renkli denizi ve geniş kumsalı alabildiğine uzanıyor. Mayıs-Haziran aylarında en durgun denize sahip Karadeniz kıyısından devam eden yolculuk, bazen orman içi yolculuğuna dönüşüyor. Denize dökülen toprak rengi nehirleri atlayıp Kastamonu-Sinop sınırına yakın, Ginolu Çatalzeytin koyuna kadar uzanıyor.

Tarihçesi; M.Ö. 18. yüzyılda Gaslar'ın yurdu olmuş. Hititler, Frigler, Kimmerler, Lidyalılar, Persler, Pontus Rumları, Romalılar ve Bizanslılar'ın yönetimine geçmiş. Bizans hanedanı Kommenoslar tarafından yapılan ve Kastamonu şehrinin tarihsel çekirdeğini oluşturan Kastamonu Kalesi, görkemli görüntüsü ile ziyaretçileri etkiliyor. Anadolu'ya Türkler'in gelmeye başlamasından sonra, Danişmentliler'e, Anadolu Selçukluları'na, Çobanoğulları'na, Candaroğulları'na ve Osmanlı İmparatorluğu'na kapılarını açan Kastamonu, dönemin kültür merkezlerinden biri olmuş. Yörede Candaroğulları ve Osmanlılar'a ait Atabey Cami, Mahmut Bey Cami, İsmail Bey Külliyesi, Yılanlı Şifahanesi, Aşirefendi Hanı, Karanlık Bedesten, Nasullah ve Yakupağa Külliyeleri bulunuyor. İnebolu, Abana, Küre, Taşköprü sokaklarındaki Osmanlı mimarisi evler ilgi çekerken, İnebolu kıyılarında yapacağınız bir gezide Kurtuluş Savaşı'nda mermi ve cephane taşımada kullanılmış kayıkları da görme şansınız var. Türkiye'nin çağdaşlaşma sürecinde ayrı bir yeri olan Kastamonu'da 23-31 Ağustos 1925 tarihinde Atatürk Şapka ve Kıyafet devrimini başlatmış. Kastamonu'nun sahip olduğu zengin tarihi ve kültürel mirası kadar ilgi çeken doğası içinde Ilgaz Dağı Milli Parkı, dağcılık ve kış sporlarına meraklıları ağırlarken; zengin orman örtüsü, piknik yerleri, yaylaları, kanyonları ve mağaraları ile de resim ve fotoğraf gibi sanatsal etkinliklere meraklı olanlara olanak tanıyor. Tosya gibi bereketli çentik tarlalarının su yüzeyindeki yansımaları ise ilginç görüntüler oluşturuyor.

Nasıl Gidilir; İstanbul'dan çıkanlar, devlet yolu ya da otoban ile Bolu üzerinden Gerede'ye gelmeden Yeniçağa yol ayrımını kullanarak, Devrek-Bartın yoluyla Batı Karadeniz sahiline ulaşabilirler. Cide-İnebolu arası sık ve sert virajlara sahip bazı heyelan bölgelerinde, dozerlerin çalışma yaptığı kısa aralıklar stabilize. Sürücüler daralan yol, rampa çıkışı gibi uyarı levhaları ile karşılaşıyor. Bazen de amatör tabelalar görülüyor. "Dikkat ağaç kesimi var" yazılarından sonra, ya kamyonlara tomruk yüklenirken ya da traktörler tarafından çekilen ağaç kütükleri gövdelerine rastlanıyor. Trafik ekibi ve radar görülmese de yerleşim yerlerinden yavaş geçmek ve kent giriş çıkışlarında dikkatli davranmak gerekiyor.
İstanbul-Kastamonu arası 520 km

Ne yenir; Sahilde zırhla kesilip temizlenen taze kalkan balık dilimleri, deniz suyu ile yıkanıp hazır ediliyor. Salata, bol çeşit ve şaşırtıcı ekonomik fiyatıyla, tekrar gelmek için insana cesaret veriyor. Kastamonu çevresinde etli ekmek, büryan kebabı, çekme helva gibi yöresel yiyecekler de var. Tosya'da tezgahlarda satılan ünlü pirinci, yol kenarında da bulup satın alabilirsiniz.

Nerede kalınır; Her koyda, özellikle turistik bölgelerde Cide-Abana-İnebolu gibi plajı ve kumsalı olan bölgelerde konaklama imkanı çok. Ayrıca kamp alanları ve pansiyon bulunabilir. Kastamonu-Sinop kent otelleri alternatif olabilir. Görerek ve yöreyi beğenip otel seçmek en sağlıklısı. Gideros Koyu, Kazım'ın Yeri'nde, mütevazı bungalovlar mevcut.

Kastamonu İl Turizm Müd. : Tel: (0-366) 212 58 28
Abana Tatil Köyü : (0-366) 564 12 53
Otel Bora : (0-366) 564 12 60
Cide Bld. Tesisleri: (0-366) 866 35 13
Alkan Otel : (0-366) 866 12 79
Ece Tesisleri : (0-366) 866 20 05
İnebolu Otel : (0-366) 811 31 00
Yakamoz Tatil Köyü : (0-366) 811 43 05